Akıl Kuran (akilkuran.com)

Müminun Suresi 71. Ayet Meali

Eğer Hakk onların hevalarına göre belirlenseydi gökler, yer ve onların içindekiler bozguna uğrardı. Hayır, faydalarına olacak zikirlerini getirdik. Ne var ki onlar faydalarına olan zikirden yüz çevirenlerdir.

Müminun 23:71 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Eğer Hakk onların hevalarına göre belirlenseydi gökler, yer ve onların içindekiler bozguna uğrardı.
Müminun 23:71
وَلَوِ اتَّبَعَ الْحَقُّ اَهْوَٓاءَهُمْ لَفَسَدَتِ السَّمٰوَاتُ وَالْاَرْضُ وَمَنْ ف۪يهِنَّۜ بَلْ اَتَيْنَاهُمْ بِذِكْرِهِمْ فَهُمْ عَنْ ذِكْرِهِمْ مُعْرِضُونَۜ • Ve levittebeal hakku ehvaehum le fesedetis semavatu vel ardu ve men fi hinn, bel eteynahum bi zikrihim fe hum an zikrihim mu'ridun. • Meal: Eğer Hakk[1] onların hevalarına[2] göre belirlenseydi gökler, yer ve onların içindekiler bozguna uğrardı. Hayır, faydalarına olacak zikirlerini[3] getirdik. Ne var ki onlar faydalarına olan zikirden[3] yüz çevirenlerdir. • Dipnot 1: Tutkularına, beklentilerine, arzularına. • Dipnot 2: Gerçekliği mutlak doğru olan. Gerçeği kesin olarak bildiren mesaj, hakikat. • Dipnot 3: Öğüt, Kur'an, Hatırlatma. • Kelime kelime: وَلَوِ velevi ve eğer · ٱتَّبَعَ ttebea uysaydı · ٱلْحَقُّ l-hakku hak · أَهْوَآءَهُمْ ehva'ehum onların keyiflerine · لَفَسَدَتِ lefesedeti bozulur giderdi · ٱلسَّمَـٰوَٰتُ s-semavatu gökler · وَٱلْأَرْضُ vel'erdu ve yer · وَمَن ve men ve kimseler · فِيهِنَّ ۚ fihinne bunların içinde bulunan · بَلْ bel bilakis · أَتَيْنَـٰهُم eteynahum biz onlara getirdik · بِذِكْرِهِمْ bizikrihim Zikir'lerini · فَهُمْ fehum fakat onlar · عَن an -nden · ذِكْرِهِم zikrihim Zikirleri- · مُّعْرِضُونَ mua'ridune yüz çeviriyorlar • تبع (tbE) kökü: takip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda… • حقق (Hqq) kökü: Adaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca… • هوي (hwy) kökü: Kuş gibi avına doğru dik inmek, yok olmak, mahvolmak, yıkmak, yok etmek, ortadan kaybolmak, özlem duymak, hayal etmek, kandırmak, baştan çıkarmak, savrulmak, düşük tutkuyla ilham vermek, arzular/hayaller • فسد (fsd) kökü: yozlaşmak/bozulmak, geçersiz, çürümüş, kötü/taze olmayan/kirlenmiş, yanlış, kötü niyetli, hileli iş yapmak veya kötülük yapmak. fasad - yozlaşma/şiddet. • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • ذكر (pkr) kökü: hatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha… • عرض (ErD) kökü: Gerçekleşmek, olmak, teklif etmek, sunmak, göstermek, öne sürmek, önüne koymak, ipucu vermek, karşı gelmek, önermek, maruz bırakmak, (askerleri) gözden geçirmek, görüntülemek, hazırlamak. aruDa - geniş olmak… • Müminun suresi 118 ayettir; bu 71. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).