Mü'min erkeklere söyle, bakışlarından bir kısmını sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Bu onlar için daha arınmışcadır. Allah, davranışlarından haberdardır.
Nur 24:30قُلْ لِلْمُؤْمِن۪ينَ يَغُضُّوا مِنْ اَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْۜ ذٰلِكَ اَزْكٰى لَهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ خَب۪يرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ • Kul lil mu'minine yaguddu min ebsarihim ve yahfezu furucehum, zalike ezka lehum, innellahe habirun bima yasneun. • Meal: Mü'min erkeklere söyle, bakışlarından bir kısmını[1] sakınsınlar ve ırzlarını[2] korusunlar. Bu onlar için daha arınmışcadır. Allah, davranışlarından haberdardır. • Dipnot 1: Art niyetle bakmasınlar. • Dipnot 2: Kelimesi kelimesine, "Furuc"lerini. Yani, mahrem yerlerini. Ferc, kelime olarak erkek veya kadının cinsel organı anlamına gelmektedir. • Kelime kelime: قُل kul söyle · لِّلْمُؤْمِنِينَ lilmu'minine inanan erkeklere · يَغُضُّوا۟ yeguddu sakınsınlar · مِنْ min · أَبْصَـٰرِهِمْ ebsarihim bakışlarını · وَيَحْفَظُوا۟ ve yehfezu ve korusunlar · فُرُوجَهُمْ ۚ furucehum ırzlarını · ذَٰلِكَ zalike bu · أَزْكَىٰ ezka daha temizdir · لَهُمْ ۗ lehum onlar için · إِنَّ inne şüphesiz · ٱللَّهَ llahe Allah · خَبِيرٌۢ habirun haber almaktadır · بِمَا bima şeyleri · يَصْنَعُونَ yesneune her yaptıkları • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • غضض (gDD) kökü: Alçaltılmış, daraltılmış, azaltılmış, kısıtlamak • بصر (bSr) kökü: görme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısı • حفظ (HfZ) kökü: Bir şeyi korumak/muhafaza etmek/savunmak, bir şeye bakmak, bir şeyin yok olmasını önlemek, bir şey hakkında dikkatli/özenli/düşünceli/ilgili olmak, bir şeyi saklamak, depolamak, tutmak, bir şeyi ezberlemek (hafızaya… • فرج (frj) kökü: Açmak, ayırmak, yarmak, bölmek, genişletmek, ayırmak, iki şey arasında boşluk bırakmak, içeri oda yapmak, rahatlatmak. İki şey arasındaki açıklık, ara boşluk [boşluk veya yarık]. Örnek: Arka bacakları ayırmak veya… • زكو (zkw) kökü: Arttı/çoğaldı, gelişti/iyi büyüdü/gelişti/serpildi ve meyve verdi, saf/temiz oldu/hale geldi, arınma/temizlenme, iyilik/doğruluk, bolluk içinde/rahat/yumuşak/narin bir yaşam sürmek, iyi/doğru bir duruma/koşula sokmak… • خبر (xbr) kökü: Bilmek/sahip olmak, bir şey hakkında bilgi sahibi olmak, bir şeyi iç veya gerçek durumuna göre bilmek, bilgilendirilmiş/tanıdık. • صنع (SnE) kökü: Yapmak/yaratmak/inşa etmek, bir şeyi işlemek, beslemek, yetiştirmek. Sun'un - bir eylem, yapılan şey. Masna'un (çoğulu masani) - sarnıç, saray, kale, güzel bina, hisar. San'atun - yapma, yapma sanatı. • Nur suresi 64 ayettir; bu 30. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).