Aranızdaki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden salih olanları nikahlayın. Eğer bunların durumları iyi değilse, Allah onlara lütufta bulunur. Allah, Yardımı Çok Kapsamlı Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Nur 24:32وَاَنْكِحُوا الْاَيَامٰى مِنْكُمْ وَالصَّالِح۪ينَ مِنْ عِبَادِكُمْ وَاِمَٓائِكُمْۜ اِنْ يَكُونُوا فُقَـرَٓاءَ يُغْنِهِمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ۜ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَل۪يمٌ • Ve enkihul eyama minkum ves salihine min ibadikum ve imaikum, in yekunu fukarae yugnihimullahu min fadlih, vallahu vasiun alim. • Meal: Aranızdaki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden salih[1] olanları nikahlayın[2]. Eğer bunların durumları iyi değilse, Allah onlara lütufta bulunur. Allah, Yardımı Çok Kapsamlı Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir. • Dipnot 1: Ahlakı düzgün, iyi kimseleri. Kötülüğe karşı mücadele eden, bozuk olan şeyi düzelten, iyileştiren, yapıcı olan, iyiye yönlendiren, samimi, dürüst. • Dipnot 2: Evlendirin. • Kelime kelime: وَأَنكِحُوا۟ ve enkihu ve evlendirin · ٱلْأَيَـٰمَىٰ l-eyama bekarları · مِنكُمْ minkum içinizden · وَٱلصَّـٰلِحِينَ ve ssalihine ve iyileri · مِنْ min -den · عِبَادِكُمْ ibadikum köleleriniz- · وَإِمَآئِكُمْ ۚ ve imaikum ve cariyeleriniz(den) · إِن in eğer · يَكُونُوا۟ yekunu iseler · فُقَرَآءَ fukara'e yoksul · يُغْنِهِمُ yugnihimu onları zengin eder · ٱللَّهُ llahu Allah · مِن min -ndan · فَضْلِهِۦ ۗ fedlihi lutfu- · وَٱللَّهُ vallahu ve Allahın · وَٰسِعٌ vasiun (mülkü) geniştir · عَلِيمٌۭ alimun (her şeyi) bilendir • نكح (nkH) kökü: Bağlamak, düğüm yapmak, sözleşme yapmak, evlenmek, evlilik • ايم (Aym) kökü: Bekar olmak, evlenmemiş/dul/boşanmış olmak, bekarlık içinde yaşayan kişi. • صلح (SlH) kökü: doğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam… • عبد (Ebd) kökü: hizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmek • امو (Amw) kökü: Kadın/kadının köle/hizmetçi olması, çığlık atmak, takip etmek/taklit etmek • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • فقر (fqr) kökü: Fakir/yoksul/muhtaç olmak, ihtiyaç duymak, yoksulluk. Sırt kırıcı felaketle alt üst etmek, omurgada ağrı hissetmek. • غني (gny) kökü: İhtiyaçlardan özgür, istekleri olmayan, yeterlilik veya zenginlik durumunda olan; ikamet etti, yaşadı; gelişti, kendine yeten, şarkı söyledi/ilahi okudu; övdü, hicvetti • فضل (fDl) kökü: üstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmek • وسع (wsE) kökü: Bol olmak, içine almak, kavramak, sarıp sarmalamak. • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Nur suresi 64 ayettir; bu 32. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).