(Allah'ın aydınlığı/ışığı) Allah'ın İsmi'nin yüceltilmesine ve öğütlerinin dinlenmesine izin verdiği evlerde vardır. Orada sabah akşam O'nu tesbih ederler.
Nur 24:36ف۪ي بُيُوتٍ اَذِنَ اللّٰهُ اَنْ تُرْفَعَ وَيُذْكَرَ ف۪يهَا اسْمُهُۙ يُسَبِّحُ لَهُ ف۪يهَا بِالْغُدُوِّ وَالْاٰصَالِۙ • Fi buyutin ezinallahu en turfea ve yuzkere fihesmuhu yusebbihu lehu fiha bil guduvvi vel asal. • Meal: (Allah'ın aydınlığı/ışığı) Allah'ın İsmi'nin yüceltilmesine ve öğütlerinin dinlenmesine izin verdiği evlerde[1] vardır. Orada sabah akşam[2] O'nu tesbih[3] ederler. • Dipnot 1: Gün boyu, sürekli, her zaman. • Dipnot 2: İçinde Allah'ın nuru olan. • Dipnot 3: Allah'ın, her türlü kusur ve eksiklikten arınık, bütün mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak demektir. Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranmasıdır. Allah'ı şirk içeren her türlü düşünce ve inançtan arındırarak, Kendisine özgü nitelikleri ile yüceltmek demektir (20:130). Tesbihi, bazı sözlerin (Subhanallah, Elhamdulillah vb.) belli sayılarla tekrar edilmesine indirgemek hurafeden başka bir şey değildir. • Kelime kelime: فِى fi · بُيُوتٍ buyutin evlerdedir · أَذِنَ ezine izin verdiği · ٱللَّهُ llahu Allah'ın · أَن en · تُرْفَعَ turfea yükseltilmesine · وَيُذْكَرَ ve yuzkera ve anılmasına · فِيهَا fiha içlerinde · ٱسْمُهُۥ ismuhu adının · يُسَبِّحُ yusebbihu tesbih ederler · لَهُۥ lehu O'nu · فِيهَا fiha onların içinde · بِٱلْغُدُوِّ bil-guduvvi sabah · وَٱلْـَٔاصَالِ vel'asali ve akşam • بيت (byt) kökü: Ev, konut, mesken, hane, yuva, barınak, çadır, oda, oturulan yer, aile, hanehalkı, zevce, beyit, dize, şiir • اذن (Apn) kökü: kulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasret • رفع (rfE) kökü: Yükseltmek, yukarı kaldırmak, yüceltmek, övmek, yukarı almak, kaldırmak/vinçle çekmek, yüceltmek, Kha-Fa-Daad'ın zıttı [56:3], dikmek, yüksek/görkemli yapmak, alıp taşımak, görünür kılmak, yüceltmek, ilerletmek, bir… • ذكر (pkr) kökü: hatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha… • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • سبح (sbH) kökü: Yüzmek, bir şeyi akıtmak, suda hareket etmek, akıp gitmek, serbest kalmak, boşlukta süzülmek, Allah'ı tesbih etmek, Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etmek, Allah'ı yüceltmek • غدو (gdw) kökü: Sabahın erken vakti, yarın, sabah, sabah namazı ile güneşin doğuşu arasındaki zaman, günün ilk bölümü • اصل (ASl) kökü: Kök salmak, yerleşmek. Akşamüstü - akşam, gün batımından önceki zaman. • Nur suresi 64 ayettir; bu 36. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).