Onların kalplerinde bir hastalık mı var? Yoksa kuşku mu duyuyorlar? Yoksa Allah ve Resul'ünün kendilerine haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır! Onlar, zalimlerin ta kendileridir!
Nur 24:50اَف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ اَمِ ارْتَابُٓوا اَمْ يَخَافُونَ اَنْ يَح۪يفَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ وَرَسُولُهُۜ بَلْ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ۟ • E fi kulubihim maradun emirtabu em yehafune en yehifallahu aleyhim ve resuluh, bel ulaike humuz zalimun. • Meal: Onların kalplerinde bir hastalık mı var? Yoksa kuşku mu duyuyorlar? Yoksa Allah ve Resul'ünün kendilerine haksızlık edeceğinden mi korkuyorlar? Hayır! Onlar, zalimlerin ta kendileridir! • Kelime kelime: أَفِى efi -mı var? · قُلُوبِهِم kulubihim kalblerinde · مَّرَضٌ meradun bir hastalık- · أَمِ emi yoksa · ٱرْتَابُوٓا۟ rtabu şühpe mi ettiler? · أَمْ em yoksa · يَخَافُونَ yehafune korkuyorlar mı? · أَن en diye · يَحِيفَ yehife haksızlık yapacak · ٱللَّهُ llahu Allah'ın · عَلَيْهِمْ aleyhim kendilerine · وَرَسُولُهُۥ ۚ ve rasuluhu ve Elçisinin · بَلْ bel hayır · أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike işte · هُمُ humu onlar · ٱلظَّـٰلِمُونَ z-zalimune zalimlerdir • قلب (qlb) kökü: kalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulp • مرض (mrD) kökü: Hasta olmak/rahatsız olmak, hastalıklı, zayıf veya güçsüz, eksiklik, kusurlu veya yetersiz, yargı veya görüşte doğru veya neredeyse doğru olmak • ريب (ryb) kökü: belirsizliğe düşürmek, şüpheye düşürmek, felaket, şüphe, rahatsız etmek, şüphe uyandırmak, zihinsel huzursuzluk yaratmak, sıkıntı vermek, kötü bir kanı oluşturmak, yalan isnat etmek • خوف (xwf) kökü: Korkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmak • حيف (Hyf) kökü: Haksız olmak, haksızca/yanlış/zorbalıkla davranmak, yanlış olana meyletmek veya doğru olandan sapmak, bir şeyi yandan almak, bir şeyi yandan azaltmak, doğru yönden sapmak. • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • ظلم (Zlm) kökü: karanlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak • Nur suresi 64 ayettir; bu 50. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).