Akıl Kuran (akilkuran.com)

Furkan Suresi 27. Ayet Meali

O Gün, zalim kimse, ellerini ısırarak: "Eyvah, keşke Resul'ün tuttuğu yolu tutmuş olsaydım." diyecek.

Furkan 25:27 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. O Gün, zalim kimse, ellerini ısırarak: "Eyvah, keşke Resul'ün tuttuğu yolu tutmuş olsaydım." diyecek.
Furkan 25:27
وَيَوْمَ يَعَضُّ الظَّالِمُ عَلٰى يَدَيْهِ يَقُولُ يَا لَيْتَنِي اتَّخَذْتُ مَعَ الرَّسُولِ سَب۪يلاً • Ve yevme yeadduz zalimu ala yedeyhi yekulu ya leytenittehaztu mear resuli sebila. • Meal: O Gün, zalim kimse, ellerini ısırarak: "Eyvah, keşke Resul'ün tuttuğu yolu tutmuş olsaydım." diyecek. • Kelime kelime: وَيَوْمَ ve yevme ve o gün · يَعَضُّ yeaddu ısırır · ٱلظَّالِمُ z-zalimu zalim · عَلَىٰ ala · يَدَيْهِ yedeyhi ellerini · يَقُولُ yekulu der · يَـٰلَيْتَنِى ya leyteni ne olurdu keşke · ٱتَّخَذْتُ ttehaztu ben edineydim · مَعَ mea beraber · ٱلرَّسُولِ r-rasuli elçiyle · سَبِيلًۭا sebilen bir yol • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • عضض (EDD) kökü: Üzüntüden elleri ısırmak, ısırmak, dişlerle kavramak. • ظلم (Zlm) kökü: karanlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak • يدي (ydy) kökü: dokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyit • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • سبل (sbl) kökü: yol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebep • Furkan suresi 77 ayettir; bu 27. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).