Akıl Kuran (akilkuran.com)

Furkan Suresi 40. Ayet Meali

Ve ant olsun ki onlar, felaket yağmuru yağdırılmış olan beldeye vardılar. Peki, onu da mı görmediler? Aksine onlar, öldükten sonra dirilmeyi beklemiyorlar.

Furkan 25:40 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Ve ant olsun ki onlar, felaket yağmuru yağdırılmış olan beldeye vardılar.
Furkan 25:40
وَلَقَدْ اَتَوْا عَلَى الْقَرْيَةِ الَّت۪ٓي اُمْطِرَتْ مَطَرَ السَّوْءِۜ اَفَلَمْ يَكُونُوا يَرَوْنَهَاۚ بَلْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ نُشُوراً • Ve lekad atev alel karyetilleti umtırat mataras sev', e fe lem yekunu yerevneha, bel kanu la yercune nuşura. • Meal: Ve ant olsun ki onlar, felaket yağmuru yağdırılmış olan beldeye vardılar. Peki, onu da mı görmediler? Aksine onlar, öldükten sonra dirilmeyi beklemiyorlar. • Kelime kelime: وَلَقَدْ velekad ve andolsun · أَتَوْا۟ etev vardılar · عَلَى ala · ٱلْقَرْيَةِ l-karyeti kente · ٱلَّتِىٓ lleti · أُمْطِرَتْ umtirat yağmura tutulan · مَطَرَ metara yağmuruna · ٱلسَّوْءِ ۚ s-sev'i bela · أَفَلَمْ efelem -mıydı? · يَكُونُوا۟ yekunu · يَرَوْنَهَا ۚ yeravneha onu görmüyorlar- · بَلْ bel hayır · كَانُوا۟ kanu onlar · لَا la · يَرْجُونَ yercune ummuyorlardı · نُشُورًۭا nuşuran tekrar dirilip kalkmayı • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • قري (qry) kökü: Bir misafiri ağırlamak, bir misafirin ağırlandığı şey. Toplamak, içine/içeri koşmak. Keşfetmek; araştırmak; çok ve özenli bir aramayla şehri/kasabayı incelemek. • مطر (mTr) kökü: Gökyüzü, yağmur, sağanak, hızlıca gitti veya acele etti. • سوا (swA) kökü: eşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • رجو (rjw) kökü: Ummak/beklemek, mutluluk sebebi olacak bir olayın gerçekleşmesini gerektiren bir görüş; halihazırda gerçekleşmiş bir olaydan avantaj elde etme beklentisi, beklemede tutmak, ertelemek, kenara koymak, tehir… • نشر (n$r) kökü: Yaymak, canlandırmak, yeniden hayata döndürmek, genişlemek, açığa çıkarmak, açmak, genişletmek, sergilemek, yaymak. • Furkan suresi 77 ayettir; bu 40. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).