Akıl Kuran (akilkuran.com)

Furkan Suresi 45. Ayet Meali

Rabb'inin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? Dileseydi onu sabit kılardı. Sonra da Güneş'i ona yol gösterici yaptık.

Furkan 25:45 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Rabb'inin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin?
Furkan 25:45
اَلَمْ تَرَ اِلٰى رَبِّكَ كَيْفَ مَدَّ الظِّلَّۚ وَلَوْ شَٓاءَ لَجَعَلَهُ سَاكِناًۚ ثُمَّ جَعَلْنَا الشَّمْسَ عَلَيْهِ دَل۪يلاًۙ • E lem tere ila rabbike keyfe meddez zıll, ve lev şae le cealehu sakina, summe cealneş şemse aleyhi delila. • Meal: Rabb'inin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? Dileseydi onu sabit kılardı. Sonra da Güneş'i ona[1] yol gösterici yaptık. • Dipnot 1: Gölgeye. • Kelime kelime: أَلَمْ elem · تَرَ tera görmedin mi? · إِلَىٰ ila · رَبِّكَ rabbike Rabbini · كَيْفَ keyfe nasıl? · مَدَّ medde uzattı · ٱلظِّلَّ z-zille gölgeyi · وَلَوْ velev ve şayet · شَآءَ şa'e dileseydi · لَجَعَلَهُۥ lecealehu onu yapardı · سَاكِنًۭا sakinen durgun · ثُمَّ summe sonra · جَعَلْنَا cealna kıldık · ٱلشَّمْسَ ş-şemse güneşi · عَلَيْهِ aleyhi ona · دَلِيلًۭا delilen bir delil • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • كيف (kyf) kökü: Nasıl, ne şekilde, ne suretle, ne biçimde, ne tarzda, ne durumda, ne halde • مدد (mdd) kökü: çekmek, germek, uzatmak, uzun tutmak, ertelemek, yardım etmek, ilerletmek, artırmak, mürekkep doldurmak, gübrelemek • ظلل (Zll) kökü: Kalmak, sürmek, devam etmek, bir şey yapmayı sürdürmek, olmak, dönüşmek, bir şeye dönüşerek büyümek, sebat etmek, bir şey yapmaya devam etti. Gölgelemek, üzerine gölge yapmak. Gölge, gölgelik, barınak. Tente, barınak… • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • سكن (skn) kökü: Sakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmek • شمس ($ms) kökü: Güneş ışığıyla parlak olmak, görkemli olmak, güneşli olmak. Shams - güneş. • دلل (dll) kökü: Göstermek, işaret etmek, belirtmek, yönlendirmek, işaret etmek, rehberlik etmek, yanıltmak, keşfetmek, yönetmek • Furkan suresi 77 ayettir; bu 45. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).