"Toplumun en yoksun kesimi sana uymaktayken, biz kendimizi onlarla bir tutup sana inanır mıyız?" dediler.
Şuara 26:111قَالُٓوا اَنُؤْمِنُ لَكَ وَاتَّبَعَكَ الْاَرْذَلُونَۜ • Kalu e nu'minu leke vettebeakel erzelun. • Meal: "Toplumun en yoksun kesimi sana uymaktayken, biz kendimizi onlarla bir tutup sana inanır mıyız?" dediler. • Kelime kelime: قَالُوٓا۟ kalu dediler ki · أَنُؤْمِنُ enu'minu biz inanır mıyız? · لَكَ leke sana · وَٱتَّبَعَكَ vettebeake uymuşken · ٱلْأَرْذَلُونَ l-erzelune bayağı kimseler • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • تبع (tbE) kökü: takip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda… • رذل (rpl) kökü: Alçak, bayağı, yozlaşmış, aşağılık, soysuz, onaylanmayan, düşük, kötü olmak (herhangi bir insan veya şey için kullanılır). • Şuara suresi 227 ayettir; bu 111. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).