Akıl Kuran (akilkuran.com)

Şuara Suresi 136. Ayet Meali

"Bize öğüt versen de veya öğüt verenlerden olmasan da bizim için birdir." dediler.

Şuara 26:136 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. "Bize öğüt versen de veya öğüt verenlerden olmasan da bizim için birdir." dediler.
Şuara 26:136
قَالُوا سَوَٓاءٌ عَلَيْنَٓا اَوَعَظْتَ اَمْ لَمْ تَكُنْ مِنَ الْوَاعِظ۪ينَۙ • Kalu sevaun aleyna e vaazte em lem tekun minel vaızin. • Meal: "Bize öğüt versen de veya öğüt verenlerden olmasan da bizim için birdir." dediler. • Kelime kelime: قَالُوا۟ kalu dediler ki · سَوَآءٌ seva'un aynıdır · عَلَيْنَآ aleyna bizce · أَوَعَظْتَ eveazte öğüt versen de · أَمْ em veya · لَمْ lem · تَكُن tekun olmasan da · مِّنَ mine -den · ٱلْوَٰعِظِينَ l-vaizine öğüt verenler- • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • سوي (swy) kökü: düzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviye • وعظ (wEZ) kökü: Öğüt vermek, nasihat etmek, vaaz vermek, tavsiyede bulunmak, uyarmak, ödül veya ceza bahsederek kalbi yumuşatması gereken şeyleri hatırlatmak, iyi tavsiye veya öğüt vermek, işlerin sonucunu hatırlatmak, tövbe ve ıslaha… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • Şuara suresi 227 ayettir; bu 136. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).