Hani! Kardeşleri Salih onlara: "Takva sahibi olmayacak mısınız?" demişti.
Şuara 26:142اِذْ قَالَ لَهُمْ اَخُوهُمْ صَالِحٌ اَلَا تَتَّقُونَۚ • İz kale lehum ehuhum salihun e la tettekun. • Meal: Hani! Kardeşleri Salih onlara: "Takva sahibi olmayacak mısınız?" demişti. • Kelime kelime: إِذْ iz hani · قَالَ kale demişti ki · لَهُمْ lehum onlara · أَخُوهُمْ ehuhum kardeşleri · صَـٰلِحٌ salihun Salih · أَلَا ela · تَتَّقُونَ tettekune korunmaz mısınız? • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • اخو (Axw) kökü: Başka biriyle aynı ebeveynlere sahip olan veya sadece bir ebeveyni ortak olan erkek kişi; aynı soy/toprak/inanç/inanca sahip kişi; erkek kardeş; arkadaş; yoldaş; eş; çift halindeki parçalardan biri; akraba; yakından… • صلح (SlH) kökü: doğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam… • وقي (wqy) kökü: korumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden… • Şuara suresi 227 ayettir; bu 142. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).