Firavun: "Çocukken, seni içimizde himaye edip yetiştirmedik mi? Yıllarca yanımızda kalmadın mı?"
Şuara 26:18قَالَ اَلَمْ نُرَبِّكَ ف۪ينَا وَل۪يداً وَلَبِثْتَ ف۪ينَا مِنْ عُمُرِكَ سِن۪ينَ • Kale e lem nurabbike fina veliden ve lebiste fina min umurike sinin. • Meal: Firavun: "Çocukken, seni içimizde himaye edip yetiştirmedik mi? Yıllarca yanımızda kalmadın mı?" • Kelime kelime: قَالَ kale (Fir'avn) dedi ki · أَلَمْ elem · نُرَبِّكَ nurabbike biz seni yetiştirmedik mi? · فِينَا fina içimizden · وَلِيدًۭا veliden bir çocuk olarak · وَلَبِثْتَ velebiste ve kalmadın mı? · فِينَا fina aramızda · مِنْ min · عُمُرِكَ umurike ömründen · سِنِينَ sinine nice yıllar • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ربو (rbw) kökü: Artmak, yükselmek, çoğalmak, şişmek, büyümek, nefes nefese kalmak, solumak. Tefecilik yapmak, faiz almak, aşırı artış göstermek, normal alınması gerekenden fazlasını elde etmek. Rabiyatun - sürekli artan, şiddetli. Arba… • ولد (wld) kökü: doğurmak, dünyaya getirmek • لبث (lbv) kökü: Geciktirmek, oyalanmak, geçici olarak kalmak/konaklamak, duraklamak/beklemek/ummak/durmak/kalmak, sabırlı olmak. • عمر (Emr) kökü: İkamet etmek, oturmak, onarmak, tamir etmek/canlandırmak, bakmak, inşa etmek, desteklemek, yetiştirmek, yaşanabilir hale getirmek, iyileştirmek, geliştirmek, nüfuslandırmak, hizmet etmek/desteklemek/gözetmek/saymak… • سنو (snw) kökü: Yıl, ışık, parlaklık, yükseklik, yücelik, görkemlilik • Şuara suresi 227 ayettir; bu 18. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).