Akıl Kuran (akilkuran.com)

Şuara Suresi 21. Ayet Meali

"Sizden korktuğum için de hemen kaçtım. Sonra Rabb'im bana hikmet bağışladı ve beni Resullerden kıldı."

Şuara 26:21 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. "Sizden korktuğum için de hemen kaçtım.
Şuara 26:21
فَفَرَرْتُ مِنْكُمْ لَمَّا خِفْتُكُمْ فَوَهَبَ ل۪ي رَبّ۪ي حُكْماً وَجَعَلَن۪ي مِنَ الْمُرْسَل۪ينَ • Fe ferartu minkum lemma hıftukum fe vehebe li rabbi hukmen ve cealeni minel murselin. • Meal: "Sizden korktuğum için de hemen kaçtım. Sonra Rabb'im bana hikmet[1] bağışladı ve beni Resullerden kıldı." • Dipnot 1: Hikmet, Kur'an'ın niteliklerinden/isimlerinden birisidir. Tıpkı Kur'an ve Zikir, Kur'an ve Furkan gibi ( 62:2). Hikmet, "engel olmak" demektir: Kur'an'ın toplumu güçlendirmek, sağlamlaştırmak, baskı, zulüm ve fesadı engellemek için konulan yasa, kural ve ilkelerini ifade etmektedir. Hikmetin anlamlarından birisi de sağlıklı düşünme, gerçeği kavrama, doğru yargıda bulunma yetisidir. Hikmet kavramının ayrıca yargılama, karar, güçlendirme, sağlamlaştırma, bilme, bilge olma, hakem, hakim, hüküm, hükümdar, hükümet, mahkeme, mahkum, tahakküm, istihkam, gibi anlamları bulunmaktadır. Hikmet kelimesine sünnet anlamı verilmesi doğru değildir. • Kelime kelime: فَفَرَرْتُ feferartu kaçtım · مِنكُمْ minkum aranızdan · لَمَّا lemma · خِفْتُكُمْ hiftukum sizden korkunca · فَوَهَبَ fevehebe sonra verdi · لِى li bana · رَبِّى rabbi Rabbim · حُكْمًۭا hukmen hükümdarlık · وَجَعَلَنِى ve cealeni ve beni yaptı · مِنَ mine -den · ٱلْمُرْسَلِينَ l-murseline elçiler- • فرر (frr) kökü: Kaçmak, uzaklaşmak, firar etmek, kaçış, firar, kaçma eylemi. Mafarr - sığınak, değişim, sığınma yeri. • خوف (xwf) kökü: Korkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmak • وهب (whb) kökü: vermek/bahşetmek/bağışlamak, adamak, hediye/armağan olarak sunmak. • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • حكم (Hkm) kökü: Engellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli… • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • Şuara suresi 227 ayettir; bu 21. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).