Eğer dileseydik gökten öyle bir ayet indirirdik ki hepsi ona boyun eğmek zorunda kalırdı.
Şuara 26:4اِنْ نَشَأْ نُنَزِّلْ عَلَيْهِمْ مِنَ السَّمَٓاءِ اٰيَةً فَظَلَّتْ اَعْنَاقُهُمْ لَهَا خَاضِع۪ينَ • İn neşe' nunezzil aleyhim mines semai ayeten fe zallet a'nakuhum leha hadıin. • Meal: Eğer dileseydik gökten öyle bir ayet[1] indirirdik ki hepsi ona boyun eğmek zorunda kalırdı[2]. • Dipnot 1: Mucize. Yaptırım. İradelerini, karar verme haklarını ellerinden alırdık. • Dipnot 2: Hepsi inanmak zorunda kalırdı. Ama istemedik: Seçimi herkesin özgür iradesine bıraktık. • Kelime kelime: إِن in eğer · نَّشَأْ neşe' dilesek · نُنَزِّلْ nunezzil indiririz · عَلَيْهِم aleyhim onların üzerine · مِّنَ mine -ten · ٱلسَّمَآءِ s-semai gök- · ءَايَةًۭ ayeten bir mu'cize · فَظَلَّتْ fezellet ve oluverir · أَعْنَـٰقُهُمْ ea'nakuhum boyunları · لَهَا leha ona · خَـٰضِعِينَ hadiiyne eğilip kalmış • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • نزل (nzl) kökü: inmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy… • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • ظلل (Zll) kökü: Kalmak, sürmek, devam etmek, bir şey yapmayı sürdürmek, olmak, dönüşmek, bir şeye dönüşerek büyümek, sebat etmek, bir şey yapmaya devam etti. Gölgelemek, üzerine gölge yapmak. Gölge, gölgelik, barınak. Tente, barınak… • عنق (Enq) kökü: Uzun boyunlu olmak, boyunda incelme olmak. Kucaklaşmak. Boyun, insan topluluğu, ağaç gövdesi, yaprak veya meyve sapı, insanların başları veya şefleri, büyük kişiler anlamlarına gelir. 17:29'da mecazi bir ifade olarak… • خضع (xDE) kökü: Alçakgönüllü olmak, mütevazı olmak, itaatkar olmak, sakin olmak, yumuşak konuşmak, eğilmek, çömelmek, alçalmak • Şuara suresi 227 ayettir; bu 4. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).