"Ve elini koynuna sok. Kötülük olmaksızın onu bembeyaz olarak çıkar. Firavun ve halkına dokuz ayet ile git. Çünkü onlar fasık bir halk oldular."
Neml 27:12وَاَدْخِلْ يَدَكَ ف۪ي جَيْبِكَ تَخْرُجْ بَيْضَٓاءَ مِنْ غَيْرِ سُٓوءٍ ف۪ي تِسْعِ اٰيَاتٍ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَقَوْمِه۪ۜ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْماً فَاسِق۪ينَ • Ve edhıl yedeke fi ceybike tahruc beydae min gayri suin fi tis'ı ayatin ila fir'avne ve kavmih, innehum kanu kavmen fasikin. • Meal: "Ve elini koynuna sok. Kötülük[1] olmaksızın onu bembeyaz olarak çıkar. Firavun ve halkına dokuz ayet[2] ile git. Çünkü onlar fasık bir halk oldular." • Dipnot 1: Mucize, uyarı, kanıt, belge. • Dipnot 2: Kusursuz. • Kelime kelime: وَأَدْخِلْ ve edhil ve sok · يَدَكَ yedeke elini · فِى fi · جَيْبِكَ ceybike koynuna · تَخْرُجْ tehruc çıksın · بَيْضَآءَ beyda'e bembeyaz · مِنْ min · غَيْرِ gayri olmaksızın · سُوٓءٍۢ ۖ su'in kusur · فِى fi içinde · تِسْعِ tis'i dokuz · ءَايَـٰتٍ ayatin mu'cize · إِلَىٰ ila · فِرْعَوْنَ fir'avne Fir'avn'a (git) · وَقَوْمِهِۦٓ ۚ ve kavmihi ve onun kavmine · إِنَّهُمْ innehum çünkü onlar · كَانُوا۟ kanu oldular · قَوْمًۭا kavmen bir kavim · فَـٰسِقِينَ fasikine fasık • دخل (dxl) kökü: girmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak… • يدي (ydy) kökü: dokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyit • جيب (jyb) kökü: Gömleğin yakasını kesmek, gömleğin boyun ve göğüs kısmındaki açıklık, gömlekteki açıklık (örneğin başın veya kolun geçtiği yer), cep (Arapların genellikle eşyaları gömleğin göğüs kısmında taşımasından türetilmiş)… • خرج (xrj) kökü: Çıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak… • بيض (byD) kökü: Beyaz olmak, beyazlamak, yumurtlamak, ağarmak, beyaza çalmak, beyazlaştırmak • غير (gyr) kökü: getirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek… • سوا (swA) kökü: eşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek • تسع (tsE) kökü: Dokuzuncu olmak, dokuz. • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • فسق (fsq) kökü: İtaatsizlik yapmak, yoldan çıkmak, emre karşı gelmek, ahlaksızca yaşamak, düzensizlik içinde olmak, kötü olmak, ahlaksız olmak, ahlaksızlık yapmak, sapkın olmak, dinsiz olmak, kötülük yapmak. • Neml suresi 93 ayettir; bu 12. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).