Akıl Kuran (akilkuran.com)

Neml Suresi 17. Ayet Meali

Süleyman için, ins ve cinn ve kuşlardan ordular toplandı. Sonra da sevk edildiler.

Neml 27:17 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Süleyman için, ins ve cinn ve kuşlardan ordular toplandı.
Neml 27:17
وَحُشِرَ لِسُلَيْمٰنَ جُنُودُهُ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِ وَالطَّيْرِ فَهُمْ يُوزَعُونَ • Ve huşire li suleymane cunuduhu minel cinni vel insi vet tayrı fe hum yuzeun. • Meal: Süleyman için, ins ve cinn[1] ve kuşlardan ordular toplandı. Sonra da sevk edildiler. • Dipnot 1: "İns ve cinn", Kur'an'da birleşik bir ifade olarak kalıp şeklinde kullanılmaktadır. Bu terkibe, "İnsanlar ve cinler" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. İns ve Cinn terkip olarak: Yerli- yabancı, tanıdık- tanımadık, bilinen- bilinmeyen kimseler; diğer bir ifade ile herkes, her kim varsa hepsi demektir. Hazırda olanı olmayanı herkesi içine alan bir anlama sahiptir. Bu terkipteki cinn kelimesi, "görünmez olan, dumansız ateşten yaratılmış ontolojik varlık" anlamındaki cinn değildir. Kur'an'ın; Cahiliye'nin cinn algısı bağlamında, cinn kavramını kullanmış olmasının cinler hakkında ontolojik bilgi olarak görülmesi önemli bir yanılgıdır. Kur'an, Cahiliye'nin cinn algısını sapkınlık olarak nitelemekte ve Cahiliye'nin cinnlere atfettikleri nitelikleri reddetmektedir. Kur'an'a göre; cinnlerin, üstün varlıklar ve üstün güçlere sahip olduğu inancı cahili bir inançtır. Müşriklerin; Nebi Muhammed'eta kahin, şair, mecnun lakabı takmaları, onların cinn inançlarının bir sonucudur. Cinn, kelime anlamı olarak, "kapalı, gözükmez varlık ve güç" demektir. • Kelime kelime: وَحُشِرَ ve huşira ve toplandı · لِسُلَيْمَـٰنَ lisuleymane Süleyman'a · جُنُودُهُۥ cunuduhu orduları · مِنَ mine -den · ٱلْجِنِّ l-cinni cinler- · وَٱلْإِنسِ vel'insi ve insanlar(dan) · وَٱلطَّيْرِ ve ttayri ve kuşlar(dan) · فَهُمْ fe hum onlar · يُوزَعُونَ yuzeune sevk ediliyordu • حشر (H$r) kökü: Toplanmak/bir araya gelmek/bir araya getirmek, ölüleri diriltmek, sürgün etmek, bir yerden başka bir yere sürmek, bir şeyi ince veya narin ya da küçük yapmak, bir şeyi keskin ve sivri yapmak (örneğin mızrak ucu ve… • جند (jnd) kökü: Orduları toplamak veya bir araya getirmek, ordu hazırlamak, Jundun [savaş için hazırlanmış toplanan askerler; yardımcı kuvvetler]. • جنن (jnn) kökü: örtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlık • انس (Ans) kökü: sosyalleşmek, arkadaş canlısı olmak, sohbete yatkın olmak, muhabbete ve arkadaşlığa meyilli olmak, dostça, samimi veya teklifsiz olmak. Neşelenmek, sevinmek veya neşeli, şen ya da keyifli olmak. Rahat veya huzurlu… • طير (Tyr) kökü: Uçmak, acele etmek, öncü olmak, sevmek, bağlanmak, ünlü olmak, düşünmek/tasarlamak, dağılmak/saçılmak, şans • وزع (wzE) kökü: Aynı hızda ilerlemek, harekete geçirmek, vermek/bahşetmek, ilham vermek, savaş düzenine göre sıraya dizmek. • Neml suresi 93 ayettir; bu 17. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).