Akıl Kuran (akilkuran.com)

Neml Suresi 7. Ayet Meali

Hani Musa, yakınlarına: "Bir ateş fark ettim. Size ondan bir haber veya ısınmanız için kor halinde bir parça ateş getireceğim." demişti.

Neml 27:7 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Hani Musa, yakınlarına: "Bir ateş fark ettim.
Neml 27:7
اِذْ قَالَ مُوسٰى لِاَهْلِه۪ٓ اِنّ۪ٓي اٰنَسْتُ نَاراًۜ سَاٰت۪يكُمْ مِنْهَا بِخَبَرٍ اَوْ اٰت۪يكُمْ بِشِهَابٍ قَبَسٍ لَعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ • İz kale musa li ehlihi inni anestu nara, se atikum minha bi haberin ev atikum bi şihabin kabesin leallekum tastalun. • Meal: Hani Musa, yakınlarına: "Bir ateş fark ettim. Size ondan bir haber veya ısınmanız için kor halinde bir parça ateş getireceğim." demişti. • Kelime kelime: إِذْ iz hani · قَالَ kale demişti · مُوسَىٰ musa Musa · لِأَهْلِهِۦٓ liehlihi ailesine · إِنِّىٓ inni şüphesiz ben · ءَانَسْتُ anestu gördüm · نَارًۭا naran bir ateş · سَـَٔاتِيكُم satikum size getireyim · مِّنْهَا minha ondan · بِخَبَرٍ bihaberin bir haber · أَوْ ev yahut · ءَاتِيكُم atikum size getireyim · بِشِهَابٍۢ bişihabin bir ateş · قَبَسٍۢ kabesin koru · لَّعَلَّكُمْ leallekum belki · تَصْطَلُونَ testalune ısınırsınız • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • اهل (Ahl) kökü: sahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlar • انس (Ans) kökü: sosyalleşmek, arkadaş canlısı olmak, sohbete yatkın olmak, muhabbete ve arkadaşlığa meyilli olmak, dostça, samimi veya teklifsiz olmak. Neşelenmek, sevinmek veya neşeli, şen ya da keyifli olmak. Rahat veya huzurlu… • نور (nwr) kökü: ateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmak • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • خبر (xbr) kökü: Bilmek/sahip olmak, bir şey hakkında bilgi sahibi olmak, bir şeyi iç veya gerçek durumuna göre bilmek, bilgilendirilmiş/tanıdık. • شهب ($hb) kökü: Yakmak/kavurmak, beyazlığın siyahlığa üstün geldiği bir renk haline gelmek. Şihab (çoğulu şuhub) - alevli ateş, parlak alev/meteor, yıldız, nüfuz eden alev, parlayan yıldız, canlı/neşeli, alev, meşale, ışık saçan veya… • قبس (qbs) kökü: Başkasından ateş istemek veya almak, öğrenmek, öğretmek, yakalamak, başkasından ışık almak. Qabas - yanan sopa, ateş markası, yanan marka. İqtabsa (fiil 8) - başkasından ışık almak. • صلي (Sly) kökü: Ateşte ısıtmak, sıcağa dayanmak, kızartmak/kavurmak/ızgara yapmak/yakmak. • Neml suresi 93 ayettir; bu 7. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).