Siz, yerde ve gökte aciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah'ın yanı sıra başka veliniz ve yardımcınız yoktur.
Ankebut 29:22وَمَٓا اَنْتُمْ بِمُعْجِز۪ينَ فِي الْاَرْضِ وَلَا فِي السَّمَٓاءِۘ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ۟ • Ve ma entum bi mu'cizine fil ardı ve la fis semai ve ma lekum min dunillahi min veliyyin ve la nasir. • Meal: Siz, yerde ve gökte aciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah'ın yanı sıra başka veliniz ve yardımcınız yoktur. • Kelime kelime: وَمَآ ve ma ve değilsiniz · أَنتُم entum siz · بِمُعْجِزِينَ bimua'cizine aciz bırakacak · فِى fi · ٱلْأَرْضِ l-erdi yerde · وَلَا ve la ve ne de · فِى fi · ٱلسَّمَآءِ ۖ s-semai gökte · وَمَا ve ma ve yoktur · لَكُم lekum sizin için · مِّن min · دُونِ duni başka · ٱللَّهِ llahi Allah'tan · مِن min hiçbir · وَلِىٍّۢ veliyyin koruyucu(nuz) · وَلَا ve la ve ne de · نَصِيرٍۢ nesirin bir yardımcı(nız) • عجز (Ejz) kökü: Geride kalmak, eksik olmak, arkada kalmak, (güç olarak) geride kalmak, yetersiz olmak, güçsüz olmak, zayıf olmak. Ujuzun - yaşlı kadınlar. A'jaza (fiil 4) zayıflatmak, hayal kırıklığına uğratmak, birinin zayıf olduğunu… • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • دون (dwn) kökü: aşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altında • ولي (wly) kökü: yakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak • نصر (nSr) kökü: yardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumak • Ankebut suresi 69 ayettir; bu 22. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).