Allah'ın ayetlerini ve O'nunla buluşma gerçeğini yok sayanlar; işte onlar, Ben'im rahmetimden ümitlerini kesmişlerdir. Onlar için acıklı bir azap vardır.
Ankebut 29:23وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَلِقَٓائِه۪ٓ اُو۬لٰٓئِكَ يَـئِسُوا مِنْ رَحْمَت۪ي وَاُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ • Vellezine keferu bi ayatillahi ve likaihi ulaike yeisu min rahmeti ve ulaike lehum azabun elim. • Meal: Allah'ın ayetlerini ve O'nunla buluşma gerçeğini yok sayanlar; işte onlar, Ben'im rahmetimden ümitlerini kesmişlerdir. Onlar için acıklı bir azap vardır. • Kelime kelime: وَٱلَّذِينَ vellezine kimseler · كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(ler) · بِـَٔايَـٰتِ biayati ayetlerini · ٱللَّهِ llahi Allah'ın · وَلِقَآئِهِۦٓ velikaihi ve O'nunla buluşmayı · أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike işte onlar · يَئِسُوا۟ yeisu ümidi kesmişlerdir · مِن min -den · رَّحْمَتِى rahmeti benim rahmetim- · وَأُو۟لَـٰٓئِكَ ve ulaike ve işte · لَهُمْ lehum onlar için vardır · عَذَابٌ azabun bir azab · أَلِيمٌۭ elimun acıklı • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • لقي (lqy) kökü: Karşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek… • ياس (yAs) kökü: Umutsuzluğa düşmek, çaresiz olmak, umudunu yitirmek, bilmek, tanımak, farkına varmak. Bu kelime, umudu kesmek anlamına gelen qanata (Qaf-Nun-Tay) kelimesinin eş anlamlısıdır. • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • عذب (Epb) kökü: cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel… • الم (Alm) kökü: acı çekmiş, ıstırap çekmiş, acı/keder/üzüntü ifade etmiş, ağıt dile getirmiş • Ankebut suresi 69 ayettir; bu 23. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).