Akıl Kuran (akilkuran.com)

Ankebut Suresi 35. Ayet Meali

Ant olsun ki Biz, aklını kullanan bir halk için ondan apaçık bir ayet bıraktık.

Ankebut 29:35 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Ant olsun ki Biz, aklını kullanan bir halk için ondan apaçık bir ayet bıraktık.
Ankebut 29:35
وَلَقَدْ تَرَكْنَا مِنْهَٓا اٰيَةً بَيِّنَةً لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ • Ve lekad terekna minha ayeten beyyineten li kavmin ya'kılun. • Meal: Ant olsun ki Biz, aklını kullanan bir halk için ondan[1] apaçık bir ayet[2] bıraktık. • Dipnot 1: Gökten indirdiğimiz azaptan. • Dipnot 2: İbret, işaret, kanıt. • Kelime kelime: وَلَقَد velekad ve andolsun · تَّرَكْنَا terakna biz bırakmışızdır · مِنْهَآ minha ondan · ءَايَةًۢ ayeten bir işaret · بَيِّنَةًۭ beyyineten açık · لِّقَوْمٍۢ likavmin bir toplum için · يَعْقِلُونَ yea'kilune aklını kullanan • ترك (trk) kökü: Terk etmek, bırakmak, vazgeçmek, feragat etmek, ihmal etmek, atlamak, birine bir şey bırakmak. • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • عقل (Eql) kökü: Bağlamak, alıkoymak, akıllı olmak, bilge olmak, anlamak, birisi için kan bedeli ödemek, bir dağın zirvesine tırmanmak, anlayış kullanmak, sakınmak. • Ankebut suresi 69 ayettir; bu 35. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).