Akıl Kuran (akilkuran.com)

Ankebut Suresi 4. Ayet Meali

Yoksa kötülük yapanlar, Biz'den kurtulacaklarını mı sanıyorlar? Ne kötü bir yargıda bulunuyorlar!

Ankebut 29:4 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Yoksa kötülük yapanlar, Biz'den kurtulacaklarını mı sanıyorlar?
Ankebut 29:4
اَمْ حَسِبَ الَّذ۪ينَ يَعْمَلُونَ السَّيِّـَٔاتِ اَنْ يَسْبِقُونَاۜ سَٓاءَ مَا يَحْكُمُونَ • Em hasibellezine ya'melunes seyyiati en yesbikuna, sae ma yahkumun. • Meal: Yoksa kötülük yapanlar, Biz'den[1] kurtulacaklarını mı sanıyorlar? Ne kötü bir yargıda bulunuyorlar! • Dipnot 1: Birçok ayette; Allah'a atfen "Biz", "Biziz" çoğul zamirleri kullanılmaktadır. Kur'an'daki "Biz/Biziz" zamirleri çokluğu değil, "yüceliği, gücü, büyüklüğü" ifade etmektedir. "Biz" çoğul zamirinin kullanıldığı hiçbir ayette Allah'ın zatı/kendisi söz konusu edilmemektedir. Allah'ın zatından söz eden ayetlerin tamamında "ene", "inni" (ben, beni/bana) zamirleri gibi tekil şahıs zamirleri kullanılmaktadır. "Biz" zamiri ise, Allah'ın yaptıklarını veya yapacaklarını bildiren ayetlerde, Allah'ın gücünün, üstünlüğün ve büyüklüğün ifadesi olarak yer almaktadır. Bütün dillerde gücü ve yönetimi elinde bulunduran erk, otorite, yönetici kendi gücünden ve üstünlüğünden söz eden ifadelerde, açıklama ve buyruklarda "biz" zamirini kullanmaktadır. • Kelime kelime: أَمْ em yoksa · حَسِبَ hasibe -mı sandılar? · ٱلَّذِينَ ellezine kimseler · يَعْمَلُونَ yea'melune yapan(lar) · ٱلسَّيِّـَٔاتِ s-seyyiati kötülükleri · أَن en · يَسْبِقُونَا ۚ yesbikuna bizi geçeceklerini · سَآءَ sa'e ne kötü · مَا ma · يَحْكُمُونَ yehkumune hüküm veriyorlar • حسب (Hsb) kökü: Düşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu… • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • سوا (swA) kökü: eşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek • سبق (sbq) kökü: Geçmek, öne geçmek, önce gelmek, üstün gelmek, yarışta kazanmak, ileri geçmek, öncelik almak, hızlı gitmek, geride bırakmak • حكم (Hkm) kökü: Engellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli… • Ankebut suresi 69 ayettir; bu 4. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).