Allah'a kavuşacaklarını umanlar bilsinler ki, Allah'ın belirlediği zaman mutlaka gelecektir. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Ankebut 29:5مَنْ كَانَ يَرْجُوا لِقَٓاءَ اللّٰهِ فَاِنَّ اَجَلَ اللّٰهِ لَاٰتٍۜ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ • Men kane yercu likaallahi fe inne ecelallahi leat, ve huves semiul alim. • Meal: Allah'a kavuşacaklarını[1] umanlar bilsinler ki, Allah'ın belirlediği zaman mutlaka gelecektir. O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir. • Dipnot 1: Allah tarafından iyi bir şekilde karşılanacaklarını. • Kelime kelime: مَن men kim · كَانَ kane ise · يَرْجُوا۟ yercu umuyor · لِقَآءَ lika'e ile buluşmayı · ٱللَّهِ llahi Allah · فَإِنَّ feinne şüphesiz · أَجَلَ ecele (buluşma) vakti · ٱللَّهِ llahi Allah'ın · لَـَٔاتٍۢ ۚ latin gelmektedir · وَهُوَ ve huve ve O · ٱلسَّمِيعُ s-semiu işitendir · ٱلْعَلِيمُ l-alimu bilendir • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • رجو (rjw) kökü: Ummak/beklemek, mutluluk sebebi olacak bir olayın gerçekleşmesini gerektiren bir görüş; halihazırda gerçekleşmiş bir olaydan avantaj elde etme beklentisi, beklemede tutmak, ertelemek, kenara koymak, tehir… • لقي (lqy) kökü: Karşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek… • اجل (Ajl) kökü: Belirlenmiş/atanmış/belirtilmiş/kararlaştırılmış süre, dönem, kıyamet günü, yaratılış ve ölüm arası dönem, ölüm ve diriliş arası dönem, dünyada kalan süre, zamanın ertelenmesi/geciktirilmesi/ötelenmesi • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • سمع (smE) kökü: duymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Ankebut suresi 69 ayettir; bu 5. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).