Akıl Kuran (akilkuran.com)

Ali İmran Suresi 114. Ayet Meali

Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar, ma'rufu yapıp telkin ederler, munkere engel olurlar; hayırda birbirleriyle yarışırlar, işte bunlar salihlerdendir.

Ali İmran 3:114 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar, ma'rufu yapıp telkin ederler, munkere engel olurlar; hayırda bi…
Ali İmran 3:114
يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَيُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ مِنَ الصَّالِح۪ينَ • Yu'minune billahi vel yevmil ahiri ve ye'murune bil ma'rufi ve yenhevne anil munkeri ve yusariune fil hayrat, ve ulaike mines salihin. • Meal: Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar, ma'rufu yapıp telkin ederler, munkere engel olurlar[1]; hayırda birbirleriyle yarışırlar, işte bunlar salihlerdendir.[2] • Dipnot 1: Bkz. 3:104. ayetin dipnotu. • Dipnot 2: Kötülükle mücadele eden, bozuk olan şeyi düzelten, iyileştiren, yapıcı olan, iyiye yönlendiren. • Kelime kelime: يُؤْمِنُونَ yu'minune inanırlar · بِٱللَّهِ billahi Allah'a · وَٱلْيَوْمِ velyevmi ve gününe · ٱلْـَٔاخِرِ l-ahiri ahiret · وَيَأْمُرُونَ ve ye'murune ve emreder · بِٱلْمَعْرُوفِ bil-mea'rufi iyiliği · وَيَنْهَوْنَ ve yenhevne ve men'ederler · عَنِ ani -ten · ٱلْمُنكَرِ l-munkeri kötülük- · وَيُسَـٰرِعُونَ ve yusariune ve koşarlar · فِى fi · ٱلْخَيْرَٰتِ l-hayrati hayır işlerine · وَأُو۟لَـٰٓئِكَ ve ulaike işte onlar · مِنَ mine -dendir · ٱلصَّـٰلِحِينَ s-salihine iyiler- • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • اخر (Axr) kökü: geri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısım • امر (Amr) kökü: emretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmak • عرف (Erf) kökü: O bunu bildi, bunun idrakine vardı, ayırt etmek, bir şeyle tanışmak, düşünme ve etkiyi göz önünde bulundurarak bir şeyi algılamak, karşılığını vermek, bir kısmını kabul etmek, yönetici/düzenleyici/gözetmen… • نهي (nhy) kökü: Engellemek, yasaklamak, azarlamak, yasaklamak, durdurtmak, kısıtlamak, men etmek, engel olmak, vazgeçmek, sakınmak • نكر (nkr) kökü: Hoşlanmamak, tanımamak, reddetmek, dil veya ceza ile onaylamamak, zor olmak, güç olmak, tiksinti duymak, suçlamak • سرع (srE) kökü: Hızlı olmak, çabuk olmak, acele etmek, süratli olmak, koşmak, seri olmak, çabukluk göstermek, ivedi davranmak • خير (xyr) kökü: İyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak… • صلح (SlH) kökü: doğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam… • Ali İmran suresi 200 ayettir; bu 114. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).