Akıl Kuran (akilkuran.com)

Ali İmran Suresi 125. Ayet Meali

Evet! Sabreder ve takvalı davranırsanız, düşman size hemen saldırsa bile, Rabb'iniz, size, seçilmiş beş bin melekle yardım eder.

Ali İmran 3:125 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Evet!
Ali İmran 3:125
بَلٰٓىۙ اِنْ تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا وَيَأْتُوكُمْ مِنْ فَوْرِهِمْ هٰذَا يُمْدِدْكُمْ رَبُّكُمْ بِخَمْسَةِ اٰلَافٍ مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ مُسَوِّم۪ينَ • Bela in tasbiru ve tetteku ve ye'tukum min fevrihim haza yumdidkum rabbukum bi hamseti alafin minel melaiketi musevvimin. • Meal: Evet! Sabreder ve takvalı davranırsanız, düşman size hemen saldırsa bile, Rabb'iniz, size, seçilmiş beş bin melekle yardım eder. • Kelime kelime: بَلَىٰٓ ۚ bela evet · إِن in eğer · تَصْبِرُوا۟ tesbiru sabrederseniz · وَتَتَّقُوا۟ ve tetteku ve korunursanız · وَيَأْتُوكُم ve ye'tukum üzerinize gelseler · مِّن min · فَوْرِهِمْ fevrihim onlar ansızın · هَـٰذَا haza şu (anda) · يُمْدِدْكُمْ yumdidkum size yardım eder · رَبُّكُم rabbukum Rabbiniz · بِخَمْسَةِ bihamseti beş · ءَالَـٰفٍۢ alafin bin · مِّنَ mine · ٱلْمَلَـٰٓئِكَةِ l-melaiketi melekle · مُسَوِّمِينَ musevvimine nişanlı • صبر (Sbr) kökü: direnmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı… • وقي (wqy) kökü: korumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden… • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • فور (fwr) kökü: Kaynamak, taşmak, fışkırmak, koşmak, aceleyle yapmak, acele etmek, kontrolsüz bir şekilde gelmek, yükselmek, öfke nöbetine girmek, telaşlanmak, anında gelmek, hemen gelmek, aniden düşmek, ani bir hamle yapmak • مدد (mdd) kökü: çekmek, germek, uzatmak, uzun tutmak, ertelemek, yardım etmek, ilerletmek, artırmak, mürekkep doldurmak, gübrelemek • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • خمس (xms) kökü: Beşten BİR almak (khamasa al-qawma'daki gibi; insanların mallarının beşte birini aldı), beş kişiden biri olmak (kendini sayıya ekleyerek beş yapmak), yarışta beşinci olmak, beş köşeli/beş açılı/beşgen, beş kulaç… • الف (Alf) kökü: Bir şeye bağlı kalmak, sık sık ziyaret etmek, alışkanlıkla başvurmak, bir şeye aşina olmak veya alışmak, sosyal/arkadaşça/dostça olmak, sevmek/onaylamak/dostane olmak, korumak/güvence altına almak, güvenlikten… • ملك (mlk) kökü: Hükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık. • سوم (swm) kökü: Pazarlık yapmak, fiyat belirlemek, değer biçmek, peşin fiyat vermek, kıymet takdir etmek • Ali İmran suresi 200 ayettir; bu 125. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).