Bu konuda senin yapabileceğin bir şey yoktur. O, ya onların tevbelerini kabul edecek ya da onlara azap edecek. Çünkü onlar, zalim kimselerdir.
Ali İmran 3:128لَيْسَ لَكَ مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ اَوْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْ اَوْ يُعَذِّبَهُمْ فَاِنَّهُمْ ظَالِمُونَ • Leyse leke minel emri şey'un ev yetube aleyhim ev yuazzibehum fe innehum zalimun. • Meal: Bu konuda senin yapabileceğin bir şey yoktur. O, ya onların tevbelerini kabul edecek ya da onlara azap edecek. Çünkü onlar, zalim kimselerdir. • Kelime kelime: لَيْسَ leyse yoktur · لَكَ leke senin · مِنَ mine · ٱلْأَمْرِ l-emri o konuda · شَىْءٌ şey'un (yapacağın) bir şey · أَوْ ev ya · يَتُوبَ yetube (Allah) tevbelerini kabul eder · عَلَيْهِمْ aleyhim onların · أَوْ ev ya da · يُعَذِّبَهُمْ yuazzibehum onlara azab eder · فَإِنَّهُمْ feinnehum şüphesiz onlar (diye) · ظَـٰلِمُونَ zalimune zalimlerdir • ليس (lys) kökü: Değil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildir • امر (Amr) kökü: emretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmak • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • توب (twb) kökü: Dönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak. • عذب (Epb) kökü: cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel… • ظلم (Zlm) kökü: karanlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak • Ali İmran suresi 200 ayettir; bu 128. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).