Onlar, bollukta da darlıkta da infak ederler. Öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını bağışlarlar. Allah muhsin olanları sever.
Ali İmran 3:134اَلَّذ۪ينَ يُنْفِقُونَ فِي السَّرَّٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ وَالْكَاظِم۪ينَ الْغَيْظَ وَالْعَاف۪ينَ عَنِ النَّاسِۜ وَاللّٰهُ يُحِبُّ الْمُحْسِن۪ينَۚ • Ellezine yunfikune fis serrai ved darrai vel kazıminel gayza vel afine anin nas, vallahu yuhibbul muhsinin. • Meal: Onlar,[1] bollukta da darlıkta da infak ederler. Öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını bağışlarlar. Allah muhsin[2] olanları sever. • Dipnot 1: İyi olan, iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan. • Dipnot 2: Takva sahipleri. • Kelime kelime: ٱلَّذِينَ ellezine onlar ki · يُنفِقُونَ yunfikune infak ederler · فِى fi · ٱلسَّرَّآءِ s-serra'i bollukta · وَٱلضَّرَّآءِ ve dderra'i ve darlıkta · وَٱلْكَـٰظِمِينَ velkazimine yutkunurlar · ٱلْغَيْظَ l-gayze öfke(lerin)i · وَٱلْعَافِينَ vel'aafine ve affederler · عَنِ ani · ٱلنَّاسِ ۗ n-nasi insanları · وَٱللَّهُ vallahu Allah da · يُحِبُّ yuhibbu sever · ٱلْمُحْسِنِينَ l-muhsinine güzel davrananları • نفق (nfq) kökü: satılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek. • سرر (srr) kökü: Sevinmek, mutlu olmak, gizlemek, saklamak, sır tutmak, iç, öz, merkez, göbek, yatak, taht, divan, koltuk • ضرر (Drr) kökü: Zarar vermek/incitmek/yaralamak/acı çektirmek, rahatsızlık vermek, sinir etmek, kötülük, zorluk, kıtlık, zamanın değişkenliği, hastalık/ölüm, kayıp/sıkıntı/zorluk, zorlamak, zorla sürmek, zorunluluktan hareket etmek • كظم (kZm) kökü: Kapatmak, durdurmak, soyutlamak, öfkesini bastırmak, tıkamak, bir şeyi kontrol ile doldurmak, ucunu çiğnemekten kaçınmak. • غيظ (gyZ) kökü: kızdırmak, öfkelendirmek, kışkırtmak, kafasını karıştırmak, sinirlendirmek, öfke, hiddet, şiddet, sıkıntı; tencere • عفو (Efw) kökü: Affetmek, bağışlamak, çoğalmak, üzerinden geçmek, vazgeçmek, büyümek, çoğalmak, tüm izleri silmek, bağışlamak, hak edilenden fazlasını vermek, hakkından tamamen veya kısmen vazgeçmek. Afina (afin'in çoğul hali)… • نوس (nws) kökü: sallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler. • حبب (Hbb) kökü: Sevilmek/sevilen olmak, etkilenmek/hoşlanılmak/onaylanmak, sevgi objesi olmak, sevimli/hoş/çekici olmak, bir şeyden zevk almak, hareketsiz durmak veya duraklamak, yorgun/bitkin olmak, bir şeyi başka bir şeye… • حسن (Hsn) kökü: Yakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya… • Ali İmran suresi 200 ayettir; bu 134. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).