Akıl Kuran (akilkuran.com)

Ali İmran Suresi 155. Ayet Meali

İki toplumun, savaş alanında karşılaştıkları gün, içinizden geri dönenlere gelince! Bu yaptıklarından dolayı, şeytan onların ayaklarını kaydırmak istedi. Doğrusu, Allah, yine de onları affetti. Kuşkusuz, Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Çok Hoş Görülü'dür.

Ali İmran 3:155 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. İki toplumun, savaş alanında karşılaştıkları gün, içinizden geri dönenlere gelince!
Ali İmran 3:155
اِنَّ الَّذ۪ينَ تَوَلَّوْا مِنْكُمْ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِۙ اِنَّمَا اسْتَزَلَّهُمُ الشَّيْطَانُ بِبَعْضِ مَا كَسَبُواۚ وَلَقَدْ عَفَا اللّٰهُ عَنْهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ حَل۪يمٌ۟ • İnnellezine tevellev minkum yevmel tekal cem'ani, inne mestezellehumuş şeytanu bi ba'di ma kesebu, ve lekad afallahu anhum innallahe gafurun halim. • Meal: İki toplumun, savaş alanında karşılaştıkları gün, içinizden geri dönenlere gelince! Bu yaptıklarından dolayı, şeytan onların ayaklarını kaydırmak istedi. Doğrusu, Allah, yine de onları affetti. Kuşkusuz, Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Çok Hoş Görülü'dür. • Kelime kelime: إِنَّ inne şüphesiz · ٱلَّذِينَ ellezine kimseleri · تَوَلَّوْا۟ tevellev yüz çevirip giden · مِنكُمْ minkum içinizden · يَوْمَ yevme gün · ٱلْتَقَى t-teka iki topluluğun · ٱلْجَمْعَانِ l-cem'aani karşılaştığı · إِنَّمَا innema şüphesiz · ٱسْتَزَلَّهُمُ stezellehumu (yoldan) kaydırmak istemişti · ٱلشَّيْطَـٰنُ ş-şeytanu şeytan · بِبَعْضِ bibea'di bazı · مَا ma dolayı · كَسَبُوا۟ ۖ kesebu yaptıkları işlerden · وَلَقَدْ velekad ama elbette · عَفَا afa affetti · ٱللَّهُ llahu Allah · عَنْهُمْ ۗ anhum onları · إِنَّ inne şüphesiz · ٱللَّهَ llahe Allah · غَفُورٌ gafurun çok bağışlayandır · حَلِيمٌۭ halimun halimdir • ولي (wly) kökü: yakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • لقي (lqy) kökü: Karşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek… • جمع (jmE) kökü: Toplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi]… • زلل (zll) kökü: Uzaklaştı veya yana çekildi, kaydı, hata yaptı, eksik, aktarmak / transfer etmek • شطن ($Tn) kökü: Uzaklaşmak/uzak/ırak olmak, içine sıkıca girmek/yerleşmek, nüfuz edip gizlenmek, amacından/yönünden saparak karşı koymak, şeytan, aşırı kibirli/bozulmuş kişi, inançsız/isyankâr/küstah/inatçı/ters/sapkın, ip, derin… • بعض (bED) kökü: bir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, biraz • كسب (ksb) kökü: Kazanmak, elde etmek, peşinden gitmek, toplamak (zenginlik), yapmak, işlemek, kazanç sağlamak. 'kas-a-b' kelimesi kurt anlamına gelir. • عفو (Efw) kökü: Affetmek, bağışlamak, çoğalmak, üzerinden geçmek, vazgeçmek, büyümek, çoğalmak, tüm izleri silmek, bağışlamak, hak edilenden fazlasını vermek, hakkından tamamen veya kısmen vazgeçmek. Afina (afin'in çoğul hali)… • غفر (gfr) kökü: korumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek • حلم (Hlm) kökü: Rüya görmek, bir vizyona sahip olmak. Ergenliğe ulaşmak. Seminal sıvı salınımı yaşamak (uyanıkken veya uykuda), uykuda cinsel ilişki rüyası görmek. Anlayışlı veya merhametli olmak, kusurları affetmek ve gizlemek… • Ali İmran suresi 200 ayettir; bu 155. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).