Akıl Kuran (akilkuran.com)

Ali İmran Suresi 44. Ayet Meali

İşte bunlar, sana vahiy ile bildirdiğimiz gayba ait bilgilerdir. Meryem'i kim himaye edecek diye kalemlerini attıkları zaman da çekiştikleri zaman da sen yanlarında değildin.

Ali İmran 3:44 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. İşte bunlar, sana vahiy ile bildirdiğimiz gayba ait bilgilerdir.
Ali İmran 3:44
ذٰلِكَ مِنْ اَنْـبَٓاءِ الْغَيْبِ نُوح۪يهِ اِلَيْكَۜ وَمَا كُنْتَ لَدَيْهِمْ اِذْ يُلْقُونَ اَقْلَامَهُمْ اَيُّهُمْ يَكْفُلُ مَرْيَمَۖ وَمَا كُنْتَ لَدَيْهِمْ اِذْ يَخْتَصِمُونَ • Zalike min enbail gaybi nuhihi ileyk, ve ma kunte ledeyhim iz yulkune eklamehum eyyuhum yekfulu meryeme, ve ma kunte ledeyhim iz yahtesımun. • Meal: İşte bunlar, sana vahiy ile bildirdiğimiz gayba ait bilgilerdir. Meryem'i kim himaye edecek diye kalemlerini attıkları[1] zaman da çekiştikleri zaman da sen yanlarında değildin. • Dipnot 1: Kura çektikleri. • Kelime kelime: ذَٰلِكَ zalike bunlar · مِنْ min -ndendir · أَنۢبَآءِ enba'i haberleri- · ٱلْغَيْبِ l-gaybi görünmez alemin · نُوحِيهِ nuhihi vahyettiğimiz · إِلَيْكَ ۚ ileyke sana · وَمَا ve ma · كُنتَ kunte sen değildin · لَدَيْهِمْ ledeyhim onların yanında · إِذْ iz zaman · يُلْقُونَ yulkune attıkları · أَقْلَـٰمَهُمْ eklamehum (kur'a) oklarını · أَيُّهُمْ eyyuhum hangisi · يَكْفُلُ yekfulu kefil olacak (diye) · مَرْيَمَ meryeme Meryem'e · وَمَا ve ma · كُنتَ kunte sen değildin · لَدَيْهِمْ ledeyhim yanlarında · إِذْ iz zaman · يَخْتَصِمُونَ yehtesimune birbirleriyle çekiştikleri • نبا (nbA) kökü: yüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamber • غيب (gyb) kökü: uzak/ulaşılamaz/gizli/saklı, algıların veya zihinsel algının kapsamı dışında veya ötesinde, görünmez, karalama, gizli gerçek, kayıp olan kişi • وحي (wHy) kökü: İşaret etmek/ortaya çıkarmak/önermek, belirtmek, bir şeyi (zihne) yerleştirmek, haberci göndermek, ilham vermek, gizlice konuşmak, acele etmek, işaret yapmak, hızlıca işaret etmek, süratle önermek, yazmak, sadece… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • لقي (lqy) kökü: Karşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek… • قلم (qlm) kökü: Kesmek, delmek. Kalem, kura çekmede kullanılan başsız ok. • كفل (kfl) kökü: Başka biri için bakmak, beslemek, büyütmek, vasi olmak, sorumlu olmak, emanet etmek, teminat ya da kefil olmak. • خصم (xSm) kökü: Bir tartışmada mücadele etmek, sağlam/geçerli bir şekilde dava açmak/itiraz etmek, dinleyicinin iddiasından/talebinden vazgeçmesine neden olabilecek bir şey söylemek, bir tartışmada birini yenmek, karşı çıkmak, bir şeyi… • Ali İmran suresi 200 ayettir; bu 44. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).