Hani melekler: "Ey Meryem! Allah, Kendi tarafından bir kelime ile seni müjdeliyor: İsmi Mesih, Meryem Oğlu İsa'dır. Dünya'da da ahiret'te de şeref sahibi, Allah'a çok yakın olanlardandır." dediler.
Ali İmran 3:45اِذْ قَالَتِ الْمَلٰٓئِكَةُ يَا مَرْيَمُ اِنَّ اللّٰهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِنْهُۗ اِسْمُهُ الْمَس۪يحُ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَ وَج۪يهاً فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَمِنَ الْمُقَرَّب۪ينَۙ • İz kaletil melaiketu ya meryemu innallahe yubeşşiruki bi kelimetin minh, ismuhul mesihu isebnu meryeme vecihan fid dunya vel ahıreti ve minel mukarrebin. • Meal: Hani melekler: "Ey Meryem! Allah, Kendi tarafından bir kelime[1] ile seni müjdeliyor: İsmi Mesih, Meryem Oğlu İsa'dır. Dünya'da da ahiret'te de şeref sahibi, Allah'a çok yakın olanlardandır." dediler. • Dipnot 1: Takdir edilmiş hüküm. • Kelime kelime: إِذْ iz hani · قَالَتِ kaleti demişti · ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ l-melaiketu Melekler · يَـٰمَرْيَمُ ya meryemu Meryem · إِنَّ inne şüphesiz · ٱللَّهَ llahe Allah · يُبَشِّرُكِ yubeşşiruki seni müjdeliyor · بِكَلِمَةٍۢ bikelimetin bir kelime ile · مِّنْهُ minhu kendisinden · ٱسْمُهُ ismuhu onun adı · ٱلْمَسِيحُ l-mesihu Mesih'dir · عِيسَى iysa Îsa · ٱبْنُ bnu oğlu · مَرْيَمَ meryeme Meryem · وَجِيهًۭا vecihen yüzdedir (şereflidir) · فِى fi · ٱلدُّنْيَا d-dunya dünyada · وَٱلْـَٔاخِرَةِ vel'ahirati ve ahirette · وَمِنَ ve mine · ٱلْمُقَرَّبِينَ l-mukarrabine ve (Allah'a) yakın olanlardandır • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ملك (mlk) kökü: Hükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık. • بشر (b$r) kökü: müjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüş • كلم (klm) kökü: Konuşmak, ifade etmek. • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • بني (bny) kökü: inşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aile • وجه (wjh) kökü: Yüzleşmek/karşılaşmak/yüz yüze gelmek, yüz, irade, takip edilen amaç/hedef, gidilen/bakılan yer/yön, bir şeyin yolu, değerlendirme/saygı. • دنو (dnw) kökü: Yakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmak • اخر (Axr) kökü: geri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısım • قرب (qrb) kökü: Yakın olmak, yaklaşmak, teklif etmek, ilişki veya rütbede yakın olmak, el altında olmak, yaklaşmak. Qurbatun - yakınlık, yakınlaşma araçları, akrabalık, ilişki. Qurubatan (çoğul qurubatun) - insanları Allah'a… • Ali İmran suresi 200 ayettir; bu 45. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).