De ki: "Allah doğru söyledi. Öyle ise hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne tabi olun. O Müşriklerden değildi."
Ali İmran 3:95قُلْ صَدَقَ اللّٰهُ فَاتَّبِعُوا مِلَّةَ اِبْرٰه۪يمَ حَن۪يفاًۜ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ • Kul sadakallahu fettebiu millete ibrahime hanifa, ve ma kane minel muşrikin. • Meal: De ki: "Allah doğru söyledi. Öyle ise hanif[1] olarak İbrahim'in Milleti'ne[2] tabi olun. O Müşriklerden değildi." • Dipnot 1: Uygarlık, inanç sistemi, yaşam biçimi, yol, sünnet. • Dipnot 2: Şirk koşmaksızın Allah'a yönelen, Allah'ı her şeyi ile birleyen. • Kelime kelime: قُلْ kul de ki · صَدَقَ sadeka doğru söyledi · ٱللَّهُ ۗ llahu Allah · فَٱتَّبِعُوا۟ fettebiu öyle ise uyun · مِلَّةَ millete dinine · إِبْرَٰهِيمَ ibrahime İbrahim · حَنِيفًۭا hanifen hanif (Allah'ı birleyici) olarak · وَمَا ve ma (O) değil · كَانَ kane idi · مِنَ mine -dan · ٱلْمُشْرِكِينَ l-muşrikine ortak koşanlar- • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • صدق (Sdq) kökü: doğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü… • تبع (tbE) kökü: takip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda… • ملل (mll) kökü: Dikte etmek, bir din, inanç/inanış benimsemek. • حنف (Hnf) kökü: Bir yana eğilmek, meyletmek veya gerilemek, hatadan doğru yola dönmek, doğru dine meyletmek, bir tarafta sağlam durmak, yanlış dinden ayrılıp doğruya dönmek, İbrahim'in kanununa göre hareket etmek, put ibadetinden… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • شرك ($rk) kökü: yoldaş/ortak olmak, paylaşmak. şirkun - paylaşma, katılım, çok tanrıcılık, putperestlik, Allah'a ortak koşmak. şerik (çoğul: şüreka) - ortak, partner, paylaşımcı. İkinci çekim isimleri, bitişik zamirlerle takip… • Ali İmran suresi 200 ayettir; bu 95. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).