O'nun ayetlerinden biri de sizin için kendi cinsinizden eşler yaratmasıdır. Siz, onunla dinginleşir huzur bulursunuz. Birbirinize karşı, aranızda sevgi ve rahmet oluşturdu. Düşünen bir toplum için bunda nice ayetler vardır.
Rum 30:21وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجاً لِتَسْكُـنُٓوا اِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَرَحْمَةًۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ • Ve min ayatihi en halaka lekum min enfusikum ezvacen li teskunu ileyha ve ceale beynekum meveddeten ve rahmeh, inne fi zalike le ayatin li kavmin yetefekkerun. • Meal: O'nun ayetlerinden[1] biri de sizin için kendi cinsinizden eşler yaratmasıdır. Siz, onunla dinginleşir huzur bulursunuz. Birbirinize karşı, aranızda sevgi ve rahmet oluşturdu. Düşünen bir toplum için bunda nice ayetler[1] vardır. • Dipnot 1: Kanıt, gösterge, ibret, işaret. Allah, insanı kadın ve erkek olarak yaratmayı ve bunların eşler olarak birbirleri ile sükunet bulmalarını, dinginleşmelerini Kendi varlığının bir göstergesi, kanıtı olarak göstermektedir. Ne yazık ki insana sunulan bu büyük "sükunet lütfu" insanın cehaleti nedeniyle "yaşamın zindanına" dönüşmektedir. • Kelime kelime: وَمِنْ ve min -nden (biri de) · ءَايَـٰتِهِۦٓ ayatihi O'nun ayetleri- · أَنْ en · خَلَقَ haleka yaratmasıdır · لَكُم lekum sizin için · مِّنْ min -den · أَنفُسِكُمْ enfusikum nefisleriniz- · أَزْوَٰجًۭا ezvacen eşler · لِّتَسْكُنُوٓا۟ liteskunu sakinleşeceğiniz · إِلَيْهَا ileyha onunla · وَجَعَلَ ve ceale ve koymasıdır · بَيْنَكُم beynekum aranıza · مَّوَدَّةًۭ meveddeten sevgi · وَرَحْمَةً ۚ ve rahmeten ve acıma · إِنَّ inne şüphesiz · فِى fi vardır · ذَٰلِكَ zalike bunda · لَـَٔايَـٰتٍۢ layatin ibretler · لِّقَوْمٍۢ likavmin bir toplum için · يَتَفَكَّرُونَ yetefekkerune düşünen • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • خلق (xlq) kökü: Bir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten… • نفس (nfs) kökü: nefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan • زوج (zwj) kökü: Birleştirmek/çiftleştirmek/eşleştirmek/evlendirmek, evlilik, çift, eş, eş/zevce/koca • سكن (skn) kökü: Sakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmek • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • ودد (wdd) kökü: Sevmek, istemek, arzulamak, hoşlanmak, dilemek, özlemek • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • فكر (fkr) kökü: Düşündü, net bir bilgi edinmek için değerlendirdi, zihinsel olarak inceledi, zihni kullandı, derin düşünce içinde oldu, üzerinde düşündü. • Rum suresi 60 ayettir; bu 21. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).