Ant olsun ki, "Allah'a şükret." diye, Lokman'a hikmet verdik. Kim şükrederse kendisi için şükreder. Kim de nankörlük ederse bilsin ki Allah kimsenin şükrüne muhtaç değildir. Bütün övgüler O'nadır.
Lokman 31:12وَلَقَدْ اٰتَيْنَا لُقْمٰنَ الْحِكْمَةَ اَنِ اشْكُرْ لِلّٰهِۜ وَمَنْ يَشْكُرْ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ حَم۪يدٌ • Ve lekad ateyna lukmanel hikmete enişkur lillah, ve men yeşkur fe innema yeşkuru li nefsih, ve men kefere fe innellahe ganiyyun hamid. • Meal: Ant olsun ki, "Allah'a şükret." diye, Lokman'a hikmet[1] verdik. Kim şükrederse[2] kendisi için şükreder. Kim de nankörlük ederse bilsin ki Allah kimsenin şükrüne muhtaç değildir. Bütün övgüler O'nadır. • Dipnot 1: Bkz. 26:21. ayetin dipnotu. • Kelime kelime: وَلَقَدْ velekad ve andolsun · ءَاتَيْنَا ateyna biz verdik · لُقْمَـٰنَ lukmane Lokman'a · ٱلْحِكْمَةَ l-hikmete hikmet · أَنِ eni için · ٱشْكُرْ şkur şükretmesi · لِلَّهِ ۚ lillahi Allah'a · وَمَن ve men ve kim · يَشْكُرْ yeşkur şükrederse · فَإِنَّمَا feinnema şüphesiz · يَشْكُرُ yeşkuru şükreder · لِنَفْسِهِۦ ۖ linefsihi kendisi için · وَمَن ve men ve kim · كَفَرَ kefera inkar ederse · فَإِنَّ feinne şüphesiz · ٱللَّهَ llahe Allah · غَنِىٌّ ganiyyun zengindir · حَمِيدٌۭ hamidun övülmüştür • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • حكم (Hkm) kökü: Engellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli… • شكر ($kr) kökü: Teşekkür etmek, minnettar olmak, birinin iyiliğini fark etmek veya kabul etmek, övmek. Şükür - teşekkür etme, minnettarlık. Şakir - teşekkür eden veya minnettar olan, takdir edilen ve ödülde cömert olan. • نفس (nfs) kökü: nefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • غني (gny) kökü: İhtiyaçlardan özgür, istekleri olmayan, yeterlilik veya zenginlik durumunda olan; ikamet etti, yaşadı; gelişti, kendine yeten, şarkı söyledi/ilahi okudu; övdü, hicvetti • حمد (Hmd) kökü: Birini övmek veya yüceltmek veya takdir etmek, birisinden olumlu olarak bahsetmek, bir şeyi onaylamak, birine hakkını ödemek/vermek, övgüye değer veya takdire şayan olmak. • Lokman suresi 34 ayettir; bu 12. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).