Vaktiyle Lokman oğluna öğüt vererek: "Ey yavrucuğum! Allah'a şirk koşma, kuşkusuz şirk koşmak çok büyük bir zulümdür." demişti.
Lokman 31:13وَاِذْ قَالَ لُقْمٰنُ لِابْنِه۪ وَهُوَ يَعِظُهُ يَا بُنَيَّ لَا تُشْرِكْ بِاللّٰهِۜ اِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظ۪يمٌ • Ve iz kale lukmanu libnihi ve huve yaızuhu ya buneyye la tuşrik billah, inneş şirke le zulmun azim. • Meal: Vaktiyle Lokman oğluna öğüt vererek: "Ey yavrucuğum! Allah'a şirk[1] koşma, kuşkusuz şirk koşmak çok büyük bir zulümdür.[2]" demişti. • Dipnot 1: Allah'ın yetki, nitelik ve imtiyazlarını, O'nun yanı sıra soyut ya da somut başka birilerine -Nebilere, alimlere, kişi ve kurumlara- vermek. Allah'a ait; -gaybı bilme, dinde hüküm koyma, şefaat etme, yol gösterme gibi- nitelikleri Allah'ın yanı sıra başka bir varlıkta görmek. • Dipnot 2: Haksızlıktır. Zulmün kelime anlamı haksızlıktır. • Kelime kelime: وَإِذْ ve iz ve hani · قَالَ kale demişti ki · لُقْمَـٰنُ lukmanu Lokman · لِٱبْنِهِۦ liabnihi oğluna · وَهُوَ vehuve O · يَعِظُهُۥ yeizuhu öğüt vererek · يَـٰبُنَىَّ ya buneyye yavrum · لَا la asla · تُشْرِكْ tuşrik ortak koşma · بِٱللَّهِ ۖ billahi Allah'a · إِنَّ inne çünkü · ٱلشِّرْكَ ş-şirke ortak koşmak · لَظُلْمٌ lezulmun bir zulümdür · عَظِيمٌۭ azimun büyük • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • بني (bny) kökü: inşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aile • وعظ (wEZ) kökü: Öğüt vermek, nasihat etmek, vaaz vermek, tavsiyede bulunmak, uyarmak, ödül veya ceza bahsederek kalbi yumuşatması gereken şeyleri hatırlatmak, iyi tavsiye veya öğüt vermek, işlerin sonucunu hatırlatmak, tövbe ve ıslaha… • شرك ($rk) kökü: yoldaş/ortak olmak, paylaşmak. şirkun - paylaşma, katılım, çok tanrıcılık, putperestlik, Allah'a ortak koşmak. şerik (çoğul: şüreka) - ortak, partner, paylaşımcı. İkinci çekim isimleri, bitişik zamirlerle takip… • ظلم (Zlm) kökü: karanlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak • عظم (EZm) kökü: büyük, önemli, büyük, dikkate almak, onur, muazzam, görkemli, önemli bir kişi, Her Şeye Kadir, Her Şeye Kadir, elim, cömert/bol, büyütmek/artırmak. hayretler uyandırmak - büyük hale getirmek • Lokman suresi 34 ayettir; bu 13. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).