Onlar, salatı ikame ederler ve zekatı yaparlar. Onlar Ahiret'e kesin olarak iman ederler.
Lokman 31:4اَلَّذ۪ينَ يُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَهُمْ بِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَۜ • Ellezine yukimunes salate ve yu'tunez zekate ve hum bil ahıreti hum yukinun. • Meal: Onlar, salatı ikame ederler ve zekatı yaparlar[1]. Onlar Ahiret'e kesin olarak iman ederler. • Dipnot 1: Bkz. 29:45. ayetin dipnotu. • Kelime kelime: ٱلَّذِينَ ellezine onlar ki · يُقِيمُونَ yukimune ayakta tutarlar · ٱلصَّلَوٰةَ s-salate salatı · وَيُؤْتُونَ ve yu'tune ve verirler · ٱلزَّكَوٰةَ z-zekate zekatı · وَهُم ve hum ve onlar · بِٱلْـَٔاخِرَةِ bil-ahirati ahirete · هُمْ hum onlar · يُوقِنُونَ yukinune kesin olarak inanırlar • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • صلو (Slw) kökü: Hayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk… • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • زكو (zkw) kökü: Arttı/çoğaldı, gelişti/iyi büyüdü/gelişti/serpildi ve meyve verdi, saf/temiz oldu/hale geldi, arınma/temizlenme, iyilik/doğruluk, bolluk içinde/rahat/yumuşak/narin bir yaşam sürmek, iyi/doğru bir duruma/koşula sokmak… • اخر (Axr) kökü: geri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısım • يقن (yqn) kökü: kesinlik, elbette, kesinlikle, emin olmak/olmak/açık olmak, saptamak, kesin olan kişi • Lokman suresi 34 ayettir; bu 4. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).