Akıl Kuran (akilkuran.com)

Ahzab Suresi 32. Ayet Meali

Ey Nebi'nin hanımları! Siz diğer kadınlardan biri değilsiniz. Eğer takvalıysanız, yabancı erkeklerle edalı bir üslupla konuşmayın. Zira kalbinde kötülük olan bir kimse buna yanlış anlam yükleyebilir. Sözün maruf olanını söyleyin.

Ahzab 33:32 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Ey Nebi'nin hanımları!
Ahzab 33:32
يَا نِسَٓاءَ النَّبِيِّ لَسْتُنَّ كَاَحَدٍ مِنَ النِّسَٓاءِ اِنِ اتَّقَيْتُنَّ فَلَا تَخْضَعْنَ بِالْقَوْلِ فَيَطْمَعَ الَّذ۪ي ف۪ي قَلْبِه۪ مَرَضٌ وَقُلْنَ قَوْلاً مَعْرُوفاًۚ • Ya nisaen nebiyyi lestunne ke ehadin minen nisai inittekaytunne fe la tahda'ne bil kavli fe yatmaallezi fi kalbihi maradun ve kulne kavlen ma'rufa. • Meal: Ey Nebi'nin hanımları! Siz diğer kadınlardan biri değilsiniz. Eğer takvalıysanız, yabancı erkeklerle edalı bir üslupla konuşmayın. Zira kalbinde kötülük olan bir kimse buna yanlış anlam yükleyebilir. Sözün maruf[1] olanını söyleyin. • Dipnot 1: İyi, doğru, yararlı, güzel olan. Toplumsal değer yargılarına göre ve toplumsal uzlaşı ile doğru olduğu kabul edilen. Vahye uygun olan. • Kelime kelime: يَـٰنِسَآءَ ya nisa'e kadınları · ٱلنَّبِىِّ n-nebiyyi nebi · لَسْتُنَّ lestunne siz değilsiniz · كَأَحَدٍۢ keehadin herhangi biri gibi · مِّنَ mine -dan · ٱلنِّسَآءِ ۚ n-nisa'i kadınlar- · إِنِ ini eğer · ٱتَّقَيْتُنَّ ttekaytunne (Allah'tan) sakınıyorsanız · فَلَا fela · تَخْضَعْنَ tehdea'ne yumuşak bir eda yapmayın · بِٱلْقَوْلِ bil-kavli sözlerinizde · فَيَطْمَعَ feyetmea böylece tamah etmesin · ٱلَّذِى llezi bulunan · فِى fi · قَلْبِهِۦ kalbihi kalbinde · مَرَضٌۭ meradun hastalık · وَقُلْنَ vekulne ve söyleyin · قَوْلًۭا kavlen bir söz · مَّعْرُوفًۭا mea'rufen güzel • نسو (nsw) kökü: Kadınlar. Bu kelimenin tekil hali yoktur. • نبا (nbA) kökü: yüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamber • ليس (lys) kökü: Değil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildir • احد (AHd) kökü: Bir yapmak/saymak, birlik, herhangi biri/herhangi bir şey. • وقي (wqy) kökü: korumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden… • خضع (xDE) kökü: Alçakgönüllü olmak, mütevazı olmak, itaatkar olmak, sakin olmak, yumuşak konuşmak, eğilmek, çömelmek, alçalmak • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • طمع (TmE) kökü: Açgözlülük etmek, şiddetle arzu etmek, ummak veya ümit etmek, özlemek. Arzu, umut ve özlem duyma, umutla dolmaya sebep olma. • قلب (qlb) kökü: kalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulp • مرض (mrD) kökü: Hasta olmak/rahatsız olmak, hastalıklı, zayıf veya güçsüz, eksiklik, kusurlu veya yetersiz, yargı veya görüşte doğru veya neredeyse doğru olmak • عرف (Erf) kökü: O bunu bildi, bunun idrakine vardı, ayırt etmek, bir şeyle tanışmak, düşünme ve etkiyi göz önünde bulundurarak bir şeyi algılamak, karşılığını vermek, bir kısmını kabul etmek, yönetici/düzenleyici/gözetmen… • Ahzab suresi 73 ayettir; bu 32. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).