Akıl Kuran (akilkuran.com)

Ahzab Suresi 57. Ayet Meali

Allah ve Resul'üne eziyet edenlere, Allah, dünya ve ahirette lanet etti. Ve onlar için alçaltıcı bir azap hazırladı.

Ahzab 33:57 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Allah ve Resul'üne eziyet edenlere, Allah, dünya ve ahirette lanet etti.
Ahzab 33:57
اِنَّ الَّذ۪ينَ يُؤْذُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَاَعَدَّ لَهُمْ عَذَاباً مُه۪يناً • İnnellezine yu'zunallahe ve resulehu leanehumullahu fid dunya vel ahıreti ve eadde lehum azaben muhina. • Meal: Allah ve Resul'üne eziyet edenlere, Allah, dünya ve ahirette lanet etti. Ve onlar için alçaltıcı bir azap hazırladı. • Kelime kelime: إِنَّ inne şüphesiz · ٱلَّذِينَ ellezine · يُؤْذُونَ yu'zune incitenler · ٱللَّهَ llahe Allah'ı · وَرَسُولَهُۥ ve rasulehu ve Elçisini · لَعَنَهُمُ leanehumu onlara la'net etmiştir · ٱللَّهُ llahu Allah · فِى fi · ٱلدُّنْيَا d-dunya dünyada · وَٱلْـَٔاخِرَةِ vel'ahirati ve ahirette · وَأَعَدَّ ve eadde ve hazırlamıştır · لَهُمْ lehum onlar için · عَذَابًۭا azaben bir azab · مُّهِينًۭا muhinen alçaltıcı • اذي (Apy) kökü: O rahatsız edildi/sıkıldı/acı çekti, hoş olmayan şeyler yaşadı/deneyimledi, rahatsızlık durumu. • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • لعن (lEn) kökü: Kovmak, lanetlemek, merhamet ve nimetlerden mahrum bırakmak, mahkum etmek, beddua etmek. • دنو (dnw) kökü: Yakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmak • اخر (Axr) kökü: geri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısım • عدد (Edd) kökü: Saymak, numaralandırmak, hesaplamak, nüfus sayımı yapmak. Addun - sayı, hesaplama, belirlenmiş sayı. Adadun - sayı. İddatun - sayı, belirlenmiş süre, sayma, saymak, boşanmış veya dul kalmış bir kadının yeniden… • عذب (Epb) kökü: cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel… • هون (hwn) kökü: Hafif olmak, değersiz olmak, borçlu olmak, aşağılık, sessiz, zayıflamak, nazik, hor görülen, bayağı. Kolaylaştırmak, hor görmek, kınamak. Hor görmek, küçümsemek. • Ahzab suresi 73 ayettir; bu 57. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).