Akıl Kuran (akilkuran.com)

Sebe Suresi 10. Ayet Meali

Ant olsun ki, katımızdan Davud'a bir fazilet verdik. Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber övgüyü tekrarlayın. Ve onun için demiri yumuşattık.

Sebe 34:10 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Ant olsun ki, katımızdan Davud'a bir fazilet verdik.
Sebe 34:10
وَلَقَدْ اٰتَيْنَا دَاوُ۫دَ مِنَّا فَضْلاًۜ يَا جِبَالُ اَوِّب۪ي مَعَهُ وَالطَّيْرَۚ وَاَلَنَّا لَهُ الْحَد۪يدَۙ • Ve lekad ateyna davude minna fadla, ya cibalu evvibi meahu vet tayr, ve elenna lehul hadid. • Meal: Ant olsun ki, katımızdan Davud'a bir fazilet[1] verdik. Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber övgüyü tekrarlayın. Ve onun için demiri yumuşattık.[2] • Dipnot 1: Üstünlük, ayrıcalık. • Dipnot 2: Demiri eritmeyi ve işlemeyi; kendisini korumayı ve savunmayı öğrettik. • Kelime kelime: وَلَقَدْ velekad ve andolsun ki · ءَاتَيْنَا ateyna verdik · دَاوُۥدَ davude Davud'a · مِنَّا minna tarafımızdan · فَضْلًۭا ۖ fedlen bir üstünlük · يَـٰجِبَالُ ya cibalu dağlar · أَوِّبِى evvibi tesbih edin · مَعَهُۥ meahu onunla beraber · وَٱلطَّيْرَ ۖ ve ttayra ve (ey) kuşlar · وَأَلَنَّا ve elenna ve yumuşattık · لَهُ lehu ona · ٱلْحَدِيدَ l-hadide demiri • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • فضل (fDl) kökü: üstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmek • جبل (jbl) kökü: Dağ, çok miktarda toplamak, yaratılış, hamur yoğurmak, doğa, huy, mizaç, karakter, fıtrat, kalın ve sert olmak, cimri olmak • اوب (Awb) kökü: Geri dönmek, tövbe etmek, (yıldızların) batması, tekrarlamak, (itaatsizlikten itaate) dönmek, yankılanmak, geceleyin konaklamak. • طير (Tyr) kökü: Uçmak, acele etmek, öncü olmak, sevmek, bağlanmak, ünlü olmak, düşünmek/tasarlamak, dağılmak/saçılmak, şans • لين (lyn) kökü: Yumuşak, yumuşaklık, gevşeklik, zayıflık, esneklik, nezaket, kolaylık, narinlik • حدد (Hdd) kökü: Bir sınır belirlemek, (bir şeyi) tanımlamak, (bir suçluyu) cezalandırmak, engellemek, geri itmek, geri atmak, keskinleştirmek. Engellemek/önlemek/kısıtlamak, mahrum bırakmak veya alıkoymak veya yasaklamak/men etmek… • Sebe suresi 54 ayettir; bu 10. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).