Sizi, Bize yaklaştıracak olan, mallarınız ve evlatlarınız değildir. İman edenler ve salihatı yapanlar, işte onlara yaptıklarına karşılık kat kat ödül vardır. Ve onlar, yüksek makamlarda güven içindedirler.
Sebe 34:37وَمَٓا اَمْوَالُكُمْ وَلَٓا اَوْلَادُكُمْ بِالَّت۪ي تُقَرِّبُكُمْ عِنْدَنَا زُلْفٰٓى اِلَّا مَنْ اٰمَنَ وَعَمِلَ صَالِحاًۘ فَاُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ جَزَٓاءُ الضِّعْفِ بِمَا عَمِلُوا وَهُمْ فِي الْغُرُفَاتِ اٰمِنُونَ • Ve ma emvalukum ve la evladukum billeti tukarribukum indena zulfa illa men amene ve amile salihan fe ulaike lehum cezaud dı'fi bima amilu ve hum fil gurufati aminun. • Meal: Sizi, Bize yaklaştıracak olan, mallarınız ve evlatlarınız değildir. İman edenler ve salihatı yapanlar,[1] işte onlara yaptıklarına karşılık kat kat ödül vardır. Ve onlar, yüksek makamlarda güven içindedirler. • Dipnot 1: Bkz. 34:4. ayetin dipnotu. • Kelime kelime: وَمَآ ve ma ve değildir · أَمْوَٰلُكُمْ emvalukum mallarınız · وَلَآ ve la değildir · أَوْلَـٰدُكُم evladukum evladlarınız · بِٱلَّتِى billeti · تُقَرِّبُكُمْ tukarribukum sizi yaklaştıran · عِندَنَا indena katımızda · زُلْفَىٰٓ zulfa mertebece · إِلَّا illa ancak başka · مَنْ men kimseler · ءَامَنَ amene inanan(lar) · وَعَمِلَ ve amile ve yapanlar · صَـٰلِحًۭا salihen faydalı iş · فَأُو۟لَـٰٓئِكَ feulaike işte · لَهُمْ lehum onlara vardır · جَزَآءُ ceza'u mükafat · ٱلضِّعْفِ d-dia'fi kat kat fazlası · بِمَا bima · عَمِلُوا۟ amilu yaptıklarının · وَهُمْ ve hum ve onlar · فِى fi · ٱلْغُرُفَـٰتِ l-gurufati saraylarda · ءَامِنُونَ aminune güven içindedirler • مول (mwl) kökü: Zenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak. • ولد (wld) kökü: doğurmak, dünyaya getirmek • قرب (qrb) kökü: Yakın olmak, yaklaşmak, teklif etmek, ilişki veya rütbede yakın olmak, el altında olmak, yaklaşmak. Qurbatun - yakınlık, yakınlaşma araçları, akrabalık, ilişki. Qurubatan (çoğul qurubatun) - insanları Allah'a… • عند (End) kökü: Edat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve… • زلف (zlf) kökü: Yaklaşmak, ilerlemek, yakınlık/yakınlaşma/yakınlık derecesi • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • صلح (SlH) kökü: doğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam… • جزي (jzy) kökü: Tatmin etmek/vermek, yeterli kılmak, borç ödemek, mücadele etmek, karşılığını ödemek/telafi etmek, ödüllendirmek • ضعف (DEf) kökü: Zayıf/güçsüz/hasta olmak. Bir kişiyi zayıf düşünmek, saymak, davranmak veya görmek. Aşmak, iki kat, çok katlı, ikiye katlamak, üçe katlamak, çoklu kelimeler. Benzer, eşit miktar veya bir o kadar daha. • غرف (grf) kökü: Aldı, kesti, kesip kopardı, kırptı, eğildi, kırıldı; elle alınan su miktarı; en üst kattaki oda, cennetin en yüksek yeri; belirli büyük bir kapasite ölçüsü; çok suyu olan; hızlı. • Sebe suresi 54 ayettir; bu 37. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).