Akıl Kuran (akilkuran.com)

Fatır Suresi 6. Ayet Meali

Kuşkusuz şeytan sizin düşmanınızdır. Öyleyse siz de onu düşman edinin. O kendisine uyanları alevli ateşin halkından olmaya çağırır.

Fatır 35:6 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Kuşkusuz şeytan sizin düşmanınızdır.
Fatır 35:6
اِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمْ عَدُوٌّ فَاتَّخِذُوهُ عَدُواًّۜ اِنَّمَا يَدْعُوا حِزْبَهُ لِيَكُونُوا مِنْ اَصْحَابِ السَّع۪يرِۜ • İnneş şeytane lekum aduvvun fettehızuhu aduvva, innema yed'u hızbehu li yekunu min ashabis seir. • Meal: Kuşkusuz şeytan[1] sizin düşmanınızdır. Öyleyse siz de onu düşman edinin. O kendisine uyanları alevli ateşin halkından olmaya çağırır. • Dipnot 1: Şeytanın kelime anlamı uzaklaşan, uzak olan demektir. Hakikat'ten uzak olan, Hakk'a, adalete ve iyiliğe aykırı hareket eden varlık, kişi, kurum, kötülük dürtüsün, saptırıcı telkin ve yönlendirmelerin ortak karakteristik adıdır. İnsanların içindeki kötülük dürtüsü için de şeytan denmektedir. • Kelime kelime: إِنَّ inne şüphesiz · ٱلشَّيْطَـٰنَ ş-şeytane şeytan · لَكُمْ lekum size · عَدُوٌّۭ aduvvun düşmandır · فَٱتَّخِذُوهُ fettehizuhu siz de onu edinin · عَدُوًّا ۚ aduvven düşman · إِنَّمَا innema şüphesiz o · يَدْعُوا۟ yed'u çağırır · حِزْبَهُۥ hizbehu taraftarlarını · لِيَكُونُوا۟ liyekunu olmağa · مِنْ min -ndan · أَصْحَـٰبِ eshabi halkı- · ٱلسَّعِيرِ s-seiyri alevli ateşin • شطن ($Tn) kökü: Uzaklaşmak/uzak/ırak olmak, içine sıkıca girmek/yerleşmek, nüfuz edip gizlenmek, amacından/yönünden saparak karşı koymak, şeytan, aşırı kibirli/bozulmuş kişi, inançsız/isyankâr/küstah/inatçı/ters/sapkın, ip, derin… • عدو (Edw) kökü: geçip gitmek, göz ardı etmek, ihlal etmek, yan çizmek • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • دعو (dEw) kökü: aramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek • حزب (Hzb) kökü: Başına gelmek ve sıkıntıya sokmak, bölmek, bir şey tarafından şiddetli/ağır şekilde bastırılmak, aniden veya beklenmedik şekilde daralmak veya böyle bir şey tarafından alt edilmek, insanları toplamak/bir araya… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • صحب (SHb) kökü: eşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi… • سعر (sEr) kökü: Ateş yakmak, tutuşturmak, alevlendirmek, kızıştırmak, çılgına çevirmek, kudurtmak, fiyatlandırmak, fiyat belirlemek, narh koymak • Fatır suresi 45 ayettir; bu 6. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).