Önlerine ve arkalarına birer set çektik. Böylece onları perdeledik. Artık gerçeği görmezler.
Yasin 36:9وَجَعَلْنَا مِنْ بَيْنِ اَيْد۪يهِمْ سَداًّ وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَداًّ فَاَغْشَيْنَاهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ • Ve cealna min beyni eydihim sedden ve min halfihim sedden fe agşeynahum fe hum la yubsırun. • Meal: Önlerine ve arkalarına birer set çektik[1]. Böylece onları perdeledik. Artık gerçeği görmezler[2]. • Dipnot 1: Zulmeden ve işledikleri günahları kendilerini kuşatanlar, büyüklenip yeryüzünde baskı ve zulüm yapanlar cezalandırılmayı kesin olarak hak ettiklerinden artık isteseler de iman edemezler. Artık gerçeği kavrayamazlar. • Dipnot 2: Bu, 36:7'de yer alan "artık iman etmezler" ifadesinin pekiştirilmesidir. • Kelime kelime: وَجَعَلْنَا ve cealna ve kıldık (çektik) · مِنۢ min · بَيْنِ beyni önlerinden · أَيْدِيهِمْ eydihim önlerinden · سَدًّۭا sedden bir sed · وَمِنْ ve min ve · خَلْفِهِمْ halfihim arkalarından · سَدًّۭا sedden bir sed · فَأَغْشَيْنَـٰهُمْ fe egşeynahum ve onları kapattık · فَهُمْ fehum artık onlar · لَا la · يُبْصِرُونَ yubsirune görmezler • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • يدي (ydy) kökü: dokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyit • سدد (sdd) kökü: Doğru yapmak, doğruya yöneltmek, isabet etmek, kapamak, tıkamak, engel olmak, düzeltmek, ödemek, borç ödemek, yardım etmek • خلف (xlf) kökü: Takip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin… • غشو (g$w) kökü: aldatmak, kandırmak, gizlemek, hile yapmak, göz boyamak, yanıltmak, saklamak • بصر (bSr) kökü: görme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısı • Yasin suresi 83 ayettir; bu 9. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).