Birbirleriyle davalıların haberi sana geldi mi? Duvarı aşarak mihraba gelmişlerdi!
Sad 38:21وَهَلْ اَتٰيكَ نَـبَؤُا الْخَصْمِۢ اِذْ تَسَوَّرُوا الْمِحْرَابَۙ • Ve hel etake nebeul hasm, iz tesevverul mihrab. • Meal: Birbirleriyle davalıların haberi sana geldi mi? Duvarı aşarak mihraba gelmişlerdi! • Kelime kelime: وَهَلْ ve hel -mi? · أَتَىٰكَ etake sana geldi- · نَبَؤُا۟ nebeu haberi · ٱلْخَصْمِ l-hismi davacıların · إِذْ iz hani · تَسَوَّرُوا۟ tesevveru tırmanmışlardı · ٱلْمِحْرَابَ l-mihrabe mabed(in duvarına) • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • نبا (nbA) kökü: yüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamber • خصم (xSm) kökü: Bir tartışmada mücadele etmek, sağlam/geçerli bir şekilde dava açmak/itiraz etmek, dinleyicinin iddiasından/talebinden vazgeçmesine neden olabilecek bir şey söylemek, bir tartışmada birini yenmek, karşı çıkmak, bir şeyi… • سور (swr) kökü: Sur, duvar, şehir duvarı, çit, kale duvarı, atlayıp üstünden geçmek, aşmak, tırmanmak, saldırmak, hücum etmek • حرب (Hrb) kökü: Savaş/çarpışma/çatışma. Birinin mallarını bozmak, yağmalamak/soymak, bir şeyi ısrarla istemek. Öfkelenmek/delirmek. Savaşı kışkırtmak veya tahrik etmek veya körüklemek. • Sad suresi 88 ayettir; bu 21. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).