Akıl Kuran (akilkuran.com)

Sad Suresi 23. Ayet Meali

"Bu benim kardeşim. Onun doksan dokuz koyunu var ve benim bir tek koyunum var. Buna rağmen onu da kendisine vermemi istedi ve tartışmamızda bana üstünlük sağladı."

Sad 38:23 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. "Bu benim kardeşim.
Sad 38:23
اِنَّ هٰذَٓا اَخ۪ي لَهُ تِسْعٌ وَتِسْعُونَ نَعْجَةً وَلِيَ نَعْجَةٌ وَاحِدَةٌ فَقَالَ اَكْفِلْن۪يهَا وَعَزَّن۪ي فِي الْخِطَابِ • İnne haza ahi lehu tis'un ve tis'une na'ceten ve liye na'cetun vahidetun fe kale ekfilniha ve azzeni fil hıtab. • Meal: "Bu benim kardeşim.[1] Onun doksan dokuz koyunu var ve benim bir tek koyunum var. Buna rağmen onu da kendisine vermemi istedi ve tartışmamızda bana üstünlük sağladı.[2]" • Dipnot 1: Verilen örnekle ifade edilmek istenen konu şudur: Kardeşim (arkadaşım, ortağım, tanıdığım) çok varlıklı, zengin ve güçlü bir kimse, ben ise güçsüz ve yoksul bir kimseyim. Bundan dolayı da ona karşı çıkma gücü ve cesaretini kendimde bulamıyorum. Vereceğin kararla beni ve benim gibi güçsüz olanları koru, bize haksızlık yapılmasını engelle. • Dipnot 2: Ortağım. Bir sonraki ayette de kardeşten kastın ortak olduğu anlaşılmaktadır. • Kelime kelime: إِنَّ inne doğrusu · هَـٰذَآ haza bu · أَخِى ehi kardeşimin · لَهُۥ lehu vardır · تِسْعٌۭ tis'un (doksan) dokuz · وَتِسْعُونَ ve tis'une doksan (dokuz) · نَعْجَةًۭ nea'ceten koyunu · وَلِىَ veliye benim ise vardır · نَعْجَةٌۭ nea'cetun koyunum · وَٰحِدَةٌۭ vahidetun bir tek · فَقَالَ fekale fakat (kardeşim) dedi · أَكْفِلْنِيهَا ekfilniha onu da bana ver · وَعَزَّنِى ve azzeni ve bana ağır bastı · فِى fi · ٱلْخِطَابِ l-hitabi konuşmada • اخو (Axw) kökü: Başka biriyle aynı ebeveynlere sahip olan veya sadece bir ebeveyni ortak olan erkek kişi; aynı soy/toprak/inanç/inanca sahip kişi; erkek kardeş; arkadaş; yoldaş; eş; çift halindeki parçalardan biri; akraba; yakından… • تسع (tsE) kökü: Dokuzuncu olmak, dokuz. • نعج (nEj) kökü: Hızlıca gitmek, çok beyaz olmak, koyun/dişi koyun eti yemek, dişi koyun/koyun, dişi deve, şişmanlamak veya sağlıklı olmak, şişmiş olmak. • وحد (wHd) kökü: Bir olmak, yalnız, eşsiz, benzersiz olmak, alçakgönüllü kalmak, ayrı durmak, birliği vurgulamak. Waahidun - kardinal, bir sayısı, tek. Wahda - yalnız. • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • كفل (kfl) kökü: Başka biri için bakmak, beslemek, büyütmek, vasi olmak, sorumlu olmak, emanet etmek, teminat ya da kefil olmak. • عزز (Ezz) kökü: güçlü/kudretli/kuvvetli, soylu/onurlu/şanlı, direndi/dayandı, yenilmez, alt etmek (örn. tartışmada), yüceltmek, galip gelmek, çok saygı duyulan, değerli, ihtişam, kibir, mükemmel, gururlu ve sert tavır, katı/sert • خطب (xTb) kökü: Halka vaaz/öğüt vermek, bir kadını evlilik için istemek veya talep etmek, konuşmak/sohbet etmek veya söyleşmek, yüz yüze hitap etmek, biriyle konuşmak, biriyle istişare etmek, yemin ile doğrulanmış açık kanıt veya… • Sad suresi 88 ayettir; bu 23. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).