De ki: "Ben, dini yalnızca Kendisine özgü kılarak, Allah'a kulluk etmekle emrolundum."
Zümer 39:11قُلْ اِنّ۪ٓي اُمِرْتُ اَنْ اَعْبُدَ اللّٰهَ مُخْلِصاً لَهُ الدّ۪ينَۙ • Kul inni umirtu en a'budallahe muhlisan lehud din. • Meal: De ki: "Ben, dini yalnızca Kendisine özgü kılarak,[1] Allah'a kulluk etmekle emrolundum." • Dipnot 1: Bkz. 39:2. ayetin dipnotu. • Kelime kelime: قُلْ kul de ki · إِنِّىٓ inni muhakkak bana · أُمِرْتُ umirtu emredildi · أَنْ en · أَعْبُدَ ea'bude kulluk etmem · ٱللَّهَ llahe Allah'a · مُخْلِصًۭا muhlisen halis kılarak · لَّهُ lehu yalnız O'na · ٱلدِّينَ d-dine dini • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • امر (Amr) kökü: emretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmak • عبد (Ebd) kökü: hizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmek • خلص (xlS) kökü: Saf/hakiki/karışımsız/berrak olmak, güvende/emniyette/utanç veya zorluk ya da yıkımdan uzak olmak, insanların yanından çekilmek/ayrılmak, gelmek/yaklaşmak/ulaşmak, bir şeyi berrak veya saf yapmak, açıklamak/izah… • دين (dyn) kökü: İtaat/teslimiyet, kulluk/kölelik, din, yüce/yüksek/asil/şanlı rütbe/durum/hal, borç almak/kredi kullanmak, borçlanmak, borç altında olmak, borç yükümlülüğü altında olmak, borç almak/yapmak, borcu geri ödemek/tazmin… • Zümer suresi 75 ayettir; bu 11. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).