Akıl Kuran (akilkuran.com)

Nisa Suresi 108. Ayet Meali

İnsanlardan gizliyorlar da Allah'tan gizleyemezler. Oysa Allah, razı olmayacağı sözü geceleyin düzüp kurarlarken onlarla beraberdi. Kuşkusuz, Allah, onların yaptığı her şeyi kuşatandır.

Nisa 4:108 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. İnsanlardan gizliyorlar da Allah'tan gizleyemezler.
Nisa 4:108
يَسْتَخْفُونَ مِنَ النَّاسِ وَلَا يَسْتَخْفُونَ مِنَ اللّٰهِ وَهُوَ مَعَهُمْ اِذْ يُبَيِّتُونَ مَا لَا يَرْضٰى مِنَ الْقَوْلِۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِمَا يَعْمَلُونَ مُح۪يـطاً • Yestahfune minen nasi ve la yestahfune minallahi ve huve meahum iz yubeyyitune ma la yarda minel kavl. Ve kanallahu bi ma ya'melune muhita. • Meal: İnsanlardan gizliyorlar da Allah'tan gizleyemezler. Oysa Allah, razı olmayacağı sözü geceleyin[1] düzüp kurarlarken[2] onlarla beraberdi. Kuşkusuz, Allah, onların yaptığı her şeyi kuşatandır. • Dipnot 1: Plan yaparlarken. • Dipnot 2: Gizli gizli. • Kelime kelime: يَسْتَخْفُونَ yestehfune gizleniyorlar · مِنَ mine · ٱلنَّاسِ n-nasi insanlardan · وَلَا vela · يَسْتَخْفُونَ yestehfune gizlenmiyorlar · مِنَ mine · ٱللَّهِ llahi Allah'tan · وَهُوَ ve huve oysa O · مَعَهُمْ meahum onlarla beraberdir · إِذْ iz zaman · يُبَيِّتُونَ yubeyyitune geceleyin söyledikleri · مَا ma şeyleri · لَا la · يَرْضَىٰ yerda (O'nun) istemediği · مِنَ mine · ٱلْقَوْلِ ۚ l-kavli sözü · وَكَانَ ve kane · ٱللَّهُ llahu Allah · بِمَا bima herşeyi · يَعْمَلُونَ yea'melune onların yaptıkları · مُحِيطًا muhiten kuşatmıştır • خفي (xfy) kökü: Fark edilemez/belli belirsiz, gizli/saklı/örtülü, görüşe silik veya karanlık, bastırılmış veya boğulmuş, zihin için belirsiz, gizli bir durumdan açığa çıkmak (gizlenen şey açığa çıktı). • نوس (nws) kökü: sallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler. • بيت (byt) kökü: Ev, konut, mesken, hane, yuva, barınak, çadır, oda, oturulan yer, aile, hanehalkı, zevce, beyit, dize, şiir • رضو (rDw) kökü: Ondan memnundu/hoşnuttu/tatmin olmuştu; ona iyi niyet veya lütuf ile baktı ya da onu sevdi veya onayladı, seçti/tercih etti, rıza gösterdi, uygun/kabul edilebilir buldu, sevdi, hoşlandı, ona meyletmişti, onu arzuladı… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • حوط (HwT) kökü: Korumak/muhafaza etmek, bir insanı veya şeyi güvende tutmak/korumak/sahiplenmek, bir insanı veya şeyi savunmak, bir insana veya şeye sık sık dikkat göstermek, bir insanın şeylerini gözetmek veya önemsemek, bir insana… • Nisa suresi 176 ayettir; bu 108. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).