Akıl Kuran (akilkuran.com)

Nisa Suresi 112. Ayet Meali

Kim bir yanlış yapar veya günah işler, sonra da onu suçsuz birinin üzerine atarsa, muhakkak ki büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.

Nisa 4:112 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Kim bir yanlış yapar veya günah işler, sonra da onu suçsuz birinin üzerine atarsa, muhakkak ki büyük bir if…
Nisa 4:112
وَمَنْ يَكْسِبْ خَط۪ٓيـَٔةً اَوْ اِثْماً ثُمَّ يَرْمِ بِه۪ بَر۪ٓيـٔاً فَقَدِ احْتَمَلَ بُهْتَـاناً وَاِثْماً مُب۪يناً۟ • Ve men yeksib hatieten ev ismen summe yermi bihi berien fe kadihtemele buhtanen ve ismen mubina. • Meal: Kim bir yanlış yapar veya günah işler, sonra da onu suçsuz birinin üzerine atarsa, muhakkak ki büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur. • Kelime kelime: وَمَن ve men ve kim · يَكْسِبْ yeksib işlerse · خَطِيٓـَٔةً hatiyeten bir hata · أَوْ ev ya da · إِثْمًۭا ismen günah · ثُمَّ summe sonra · يَرْمِ yermi üstüne atarsa · بِهِۦ bihi onu · بَرِيٓـًۭٔا beriyen bir suçsuzun · فَقَدِ fekadi muhakkak ki · ٱحْتَمَلَ htemele yüklenmiş olur · بُهْتَـٰنًۭا buhtanen büyük bir iftira · وَإِثْمًۭا ve ismen ve bir günah · مُّبِينًۭا mubinen açık • كسب (ksb) kökü: Kazanmak, elde etmek, peşinden gitmek, toplamak (zenginlik), yapmak, işlemek, kazanç sağlamak. 'kas-a-b' kelimesi kurt anlamına gelir. • خطا (xTA) kökü: Yanlış yapmak, hata yapmak, ceza gerektiren bir günah/suç/itaatsizlik yapmak, kasıtlı veya kasıtsız bir hata/kusur işlemek, yanlış bir yol izlemek (kasıtlı veya değil), bir şeyin kaçırılmasına veya atlanmasına neden… • اثم (Avm) kökü: Suç/günah işlemek veya yalan söylemek. İsm - günah, suç, suçluluk, kötülük, yalan, iyi davranışları engelleyen her şey, zararlı, kişiyi cezaya müstahak kılan her şey, zihni kötü bir şey olarak rahatsız eden her şey… • رمي (rmy) kökü: atmak, fırlatmak, atarak vurmak, suçlamak, yüklemek, suç atmak • برا (brA) kökü: Bir şeyden kurtulmak, uzaklaşmak, sorumluluğundan çıkmak, suçsuz olmak, kendini bir şeyden uzak tutmak, temiz olmayan şeylerden uzak durmak, özgürlük/bağışıklık/güvenlik/emniyet durumu • حمل (Hml) kökü: Taşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi… • بهت (bht) kökü: Şaşırtmak/kafasını karıştırmak/hayrete düşürmek, doğru yollarını görememek, hayrete kapılmak, yarıda kesmek, alt etmek, şaşırtmak, aniden hazırlıksız yakalamak, iftira, karalama, asılsız suçlama • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • Nisa suresi 176 ayettir; bu 112. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).