Akıl Kuran (akilkuran.com)

Nisa Suresi 14. Ayet Meali

Kim de Allah'a ve Resul'üne karşı asilik edip O'nun yasalarını çiğnerse, sürekli kalmak üzere ateşe konacaktır. Ve onun için alçaltıcı bir azap vardır.

Nisa 4:14 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Kim de Allah'a ve Resul'üne karşı asilik edip O'nun yasalarını çiğnerse, sürekli kalmak üzere ateşe konacak…
Nisa 4:14
وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَتَعَدَّ حُدُودَهُ يُدْخِلْهُ نَاراً خَالِداً ف۪يهَاۖ وَلَهُ عَذَابٌ مُه۪ينٌ۟ • Ve men ya'sıllahe ve resulehu ve yeteadde hududehu yudhılhu naran haliden fiha.Ve lehu azabun muhin. • Meal: Kim de Allah'a ve Resul'üne karşı asilik edip O'nun yasalarını çiğnerse, sürekli kalmak üzere ateşe konacaktır. Ve onun için alçaltıcı bir azap vardır. • Kelime kelime: وَمَن ve men ve kim · يَعْصِ yea'si karşı gelir · ٱللَّهَ llahe Allah'a · وَرَسُولَهُۥ ve rasulehu ve Elçisi'ne · وَيَتَعَدَّ ve yeteadde ve aşarsa · حُدُودَهُۥ hududehu O'nun sınırlarını · يُدْخِلْهُ yudhilhu (Allah onu) sokar · نَارًا naran ateşe · خَـٰلِدًۭا haliden sürekli kalacağı · فِيهَا fiha içinde · وَلَهُۥ ve lehu ve onun için · عَذَابٌۭ azabun bir azab · مُّهِينٌۭ muhinun alçaltıcı • عصي (ESy) kökü: İsyan etmek, itaat etmemek, karşı çıkmak, direnmek, ihlal etmek. • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • عدو (Edw) kökü: geçip gitmek, göz ardı etmek, ihlal etmek, yan çizmek • حدد (Hdd) kökü: Bir sınır belirlemek, (bir şeyi) tanımlamak, (bir suçluyu) cezalandırmak, engellemek, geri itmek, geri atmak, keskinleştirmek. Engellemek/önlemek/kısıtlamak, mahrum bırakmak veya alıkoymak veya yasaklamak/men etmek… • دخل (dxl) kökü: girmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak… • نور (nwr) kökü: ateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmak • خلد (xld) kökü: Kalmak/ikamet etmek, sürekli/daima/sonsuz/sonsuza dek/devamlı olarak devam etmek, başkasını takılarla süslemek, ileri yaşta yavaş yavaş kırlaşmak/ağarmak, sonsuz güçle donatılmış olmak • عذب (Epb) kökü: cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel… • هون (hwn) kökü: Hafif olmak, değersiz olmak, borçlu olmak, aşağılık, sessiz, zayıflamak, nazik, hor görülen, bayağı. Kolaylaştırmak, hor görmek, kınamak. Hor görmek, küçümsemek. • Nisa suresi 176 ayettir; bu 14. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).