Yetimlere, mallarını verin; onların iyi mallarını kötü mallarınızla değiştirmeyin. Onların mallarını, kendi mallarınıza karıştırarak yemeyin. Kuşkusuz, bu büyük bir vebaldir!
Nisa 4:2وَاٰتُوا الْيَتَامٰٓى اَمْوَالَهُمْ وَلَا تَتَبَدَّلُوا الْخَب۪يثَ بِالطَّيِّبِۖ وَلَا تَأْكُلُٓوا اَمْوَالَهُمْ اِلٰٓى اَمْوَالِكُمْۜ اِنَّهُ كَانَ حُوباً كَب۪يراً • Ve atul yetama emvalehum ve la tetebeddelul habise bit tayyib, ve la te'kulu emvalehum ila emvalikum. İnnehu kane huben kebira. • Meal: Yetimlere, mallarını verin; onların iyi mallarını kötü mallarınızla değiştirmeyin. Onların mallarını, kendi mallarınıza karıştırarak yemeyin. Kuşkusuz, bu büyük bir vebaldir! • Kelime kelime: وَءَاتُوا۟ ve atu ve verin · ٱلْيَتَـٰمَىٰٓ l-yetama öksüzlere · أَمْوَٰلَهُمْ ۖ emvalehum mallarını · وَلَا ve la · تَتَبَدَّلُوا۟ tetebeddelu değiştirmeyin · ٱلْخَبِيثَ l-habise pis olanı · بِٱلطَّيِّبِ ۖ bit-tayyibi temiz olanla · وَلَا ve la · تَأْكُلُوٓا۟ te'kulu yemeyin · أَمْوَٰلَهُمْ emvalehum onların mallarını · إِلَىٰٓ ila katarak · أَمْوَٰلِكُمْ ۚ emvalikum sizin mallarınıza · إِنَّهُۥ innehu çünkü bu · كَانَ kane · حُوبًۭا huben bir günahtır · كَبِيرًۭا kebiran büyük • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • يتم (ytm) kökü: Yetim, babasız olmak, yalnız kalmak, yorgun, dul kalmak, ergenlik-erişkinlik öncesi babasız kalmak • مول (mwl) kökü: Zenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak. • بدل (bdl) kökü: Değiştirme/başkalaştırma -> ilaveli veya ilavesiz, yerine koyma/değiş tokuş etme. • خبث (xbv) kökü: Kötü/iğrenç/tiksindirici/yozlaşmış/şeytani/aldatıcı, hileli/kurnaz/sinsi/açıkgöz, kötü huylu/zararlı, kirli/pis/murdar, ahlaksız/onaylanmayan/nefret edilen/yasadışı/nahoş/suçlu/itaatsiz, en kötü veya en şeytani, kötülük. • طيب (Tyb) kökü: İyi, hoş, uygun, yasal olmak. tibna - kadınların kendi özgür iradeleriyle ve size karşı iyi olmaları. tuuba - neşe, mutluluk, imrenilecek bir mutluluk hali. tayyib - iyi/temiz/sağlıklı/nazik/mükemmel/adil/yasal. • اكل (Akl) kökü: yiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekler • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • حوب (Hwb) kökü: Günah işlemek, yasak olan şeyi yapmak, kötü bir durumda veya halde olmak, öldürmek, günaha veya suça götüren bir yol izlemek, üzüntü ve kederle ağlamak veya bağırmak, yakınmak veya şikayet etmek. • كبر (kbr) kökü: Sert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak… • Nisa suresi 176 ayettir; bu 2. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).