Akıl Kuran (akilkuran.com)

Nisa Suresi 1. Ayet Meali

Ey insanlar! Sizi, tek bir nefisten yaratan, ondan eşini yaratan ve o ikisinden birçok erkek ve kadını üreten Rabb'inize karşı takvalı olun. Birbirinizden yararlanasınız diye akrabalık bağını kuran Allah'a karşı takvalı olun. Kuşkusuz, Allah, sizi gözetmektedir.

Nisa 4:1 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Ey insanlar!
Nisa 4:1
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالاً كَث۪يراً وَنِسَٓاءًۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذ۪ي تَسَٓاءَلُونَ بِه۪ وَالْاَرْحَامَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَق۪يباً • Ya eyyuhan nasutteku rabbekumullezi halakakum min nefsin vahidetin ve halaka minha zevceha ve besse minhuma ricalen kesiran ve nisaa, vettekullahellezi tesaelune bihi vel erham. İnnallahe kane aleykum rakiba. • Meal: Ey insanlar! Sizi, tek bir nefisten[1] yaratan, ondan[2] eşini yaratan ve o ikisinden birçok erkek ve kadını üreten Rabb'inize karşı takvalı[3] olun. Birbirinizden yararlanasınız diye akrabalık bağını kuran Allah'a karşı takvalı[3] olun. Kuşkusuz, Allah, sizi gözetmektedir. • Dipnot 1: Özden, türden, cevherden, nesneden, mayadan. Adem'in eşi Adem'in bedeninden değil, Adem'in de yaratıldığı özden, aynı özden, türden, cevherden, mayadan nesneden yaratılmıştır. Erkek ve kadın aynı özden ayrı ayrı yaratılmışladır (Bkz. 6:98; 30:20; 78:8). • Dipnot 2: Takva, korunmak demektir. Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak fucur, günah, kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı kendisini korumak ve güvene almaktır. Takva, kelime anlamı olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir. Muttaki: Takva sahibi olan. Takva "Fucur"un karşıtıdır (Bkz. 38:28; 91:8). Facir, fütursuzca günaha dalan, Hakk'tan Batıl'a sapan kimse demektir. • Dipnot 3: Aynı şeyden. • Kelime kelime: يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey · ٱلنَّاسُ n-nasu insanlar · ٱتَّقُوا۟ tteku korkun · رَبَّكُمُ rabbekumu Rabbinizden · ٱلَّذِى llezi o ki · خَلَقَكُم halekakum sizi yarattı · مِّن min -ten · نَّفْسٍۢ nefsin bir nefis- · وَٰحِدَةٍۢ vahidetin bir tek · وَخَلَقَ ve haleka ve yarattı · مِنْهَا minha ondan · زَوْجَهَا zevceha eşini · وَبَثَّ ve besse ve üretti · مِنْهُمَا minhuma ikisinden · رِجَالًۭا ricalen erkekler · كَثِيرًۭا kesiran birçok · وَنِسَآءًۭ ۚ ve nisa'en ve kadınlar · وَٱتَّقُوا۟ vetteku ve sakının · ٱللَّهَ llahe Allah'tan · ٱلَّذِى llezi o ki · تَسَآءَلُونَ tesa'elune birbirinizden dilekte bulunduğunuz · بِهِۦ bihi adına · وَٱلْأَرْحَامَ ۚ vel'erhame ve akrabalık(bağlarını kırmak)tan · إِنَّ inne şüphesiz · ٱللَّهَ llahe Allah · كَانَ kane · عَلَيْكُمْ aleykum sizin üzerinizde · رَقِيبًۭا rakiben gözetleyicidir • نوس (nws) kökü: sallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler. • وقي (wqy) kökü: korumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • خلق (xlq) kökü: Bir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten… • نفس (nfs) kökü: nefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan • وحد (wHd) kökü: Bir olmak, yalnız, eşsiz, benzersiz olmak, alçakgönüllü kalmak, ayrı durmak, birliği vurgulamak. Waahidun - kardinal, bir sayısı, tek. Wahda - yalnız. • زوج (zwj) kökü: Birleştirmek/çiftleştirmek/eşleştirmek/evlendirmek, evlilik, çift, eş, eş/zevce/koca • بثث (bvv) kökü: Yayılmış/dağılmış/saçılmış, yayımlanmış/açıklanmış. • رجل (rjl) kökü: Yürümek, ayakla itmek, yürümek, ayaklarından bağlamak, (dişinin) yavrusunu emzirmesine izin vermek, (saç) kıvırcık olmak, annesiyle serbest bırakmak. Rajjala - birini rahatlatmak, saç taramak, mühlet vermek. Tarajjala… • كثر (kvr) kökü: Sayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer… • نسو (nsw) kökü: Kadınlar. Bu kelimenin tekil hali yoktur. • سال (sAl) kökü: akmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmek • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • رقب (rqb) kökü: Korumak, gözlemlemek, izlemek, saygı duymak, dikkate almak, beklemek, boynundan bağlamak, uyarmak, korkmak, kontrol etmek. Raqib - muhafız, gözlemci, gözcü. Yataraqqab - gözlemleme, bekleme, etrafı kollama, izleme… • Nisa suresi 176 ayettir; bu 1. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).