رقب (rqb) kökü: Korumak, gözlemlemek, izlemek, saygı duymak, dikkate almak, beklemek, boynundan bağlamak, uyarmak, korkmak, kontrol etmek. Raqib - muhafız, gözlemci, gözcü. Yataraqqab - gözlemleme, bekleme, etrafı kollama, izleme. Riqab - boyun, köle, savaş esiri, efendisi veya vasisi ile özgürlüğü…
Anlam: Korumak, gözlemlemek, izlemek, saygı duymak, dikkate almak, beklemek, boynundan bağlamak, uyarmak, korkmak, kontrol etmek. Raqib - muhafız, gözlemci, gözcü. Yataraqqab - gözlemleme, bekleme, etrafı kollama, izleme. Riqab - boyun, köle, savaş esiri, efendisi veya vasisi ile özgürlüğü için anlaşma yapmış esir, bu nedenle firriqab ifadesi kölelerin veya esirlerin fidye ile serbest bırakılması anlamına gelir, tekili raqabah'tır. Murtaqib - gözetleyen, koruyan vb. • Kuran'da 24 ayette geçer. • Bakara 2:177 — Yüzünüzü doğu ve batı tarafına çevirmeniz birr değildir. Ama birr: Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaplara ve Nebilere iman etmek… • Nisa 4:1 — Ey insanlar! Sizi, tek bir nefisten yaratan, ondan eşini yaratan ve o ikisinden birçok erkek ve kadını üreten Rabb'inize karşı takvalı… • Nisa 4:92 — Hata ile olması dışında, bir Mü'min'in bir Mü'min'i öldürmesi olacak şey değildir. Kim, hata ile bir Mü'min'i öldürürse, Mü'min bir… • Maide 5:89 — Allah, kasıtsız yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, ancak bilinçli olarak ettiğiniz yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Bunun bedeli… • Maide 5:117 — "Onlara, bana emrettiklerinden başkasını söylemedim. Benim ve sizin Rabb'iniz olan Allah'a kulluk edin dedim. Ben içlerinde olduğum sürece… • Tevbe 9:8 — Nasıl olabilir ki? Onlar, size galip gelmiş olsalar, hakkınızda ne bir antlaşma ne de bir yükümlülük gözetmezler. Kalben istemedikleri… • Tevbe 9:10 — Onlar, bir Mü'min hakkında ne bir antlaşma ne de bir yükümlülük gözetirler. İşte saldırganlar, onlardır. • Tevbe 9:60 — Sadakalar, Allah'tan bir farz olarak; ancak yoksullara, düşkünlere, bununla ilgili görevlilere, kalpleri kazanılacak kimselere, rikab… • Hud 11:93 — "Ey halkım! Elinizden geleni yapın. Doğrusu ben de yapacağım. Yakında bileceksiniz, alçaltıcı azabın kime geleceğini ve kimin yalancı… • Taha 20:94 — Harun: "Ey annemin oğlu! Sakalımı ve saçımı tutma! Gerçek şu ki: ben senin, "İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın, sözümü dinlemedin."… • Kasas 28:18 — Korku içinde etrafı kollayarak şehirde sabahladı. Bir de baktı ki dün yardım isteyen kişi yine yardım istiyor. Musa: "Sen apaçık bir… • Kasas 28:21 — Bunun üzerine korku içinde etrafı kollayarak oradan ayrıldı: "Rabb'im! Beni bu zalim halktan kurtar." dedi. • Ahzab 33:52 — Bundan böyle başka kadınlarla evlenmen, eşlerini boşayıp yerine iyi olması hoşuna gitse bile başka kadın alman sana helal olmaz. Ancak… • Duhan 44:10 — Artık göğün, apaçık bir duman getireceği günü bekle. • Duhan 44:59 — Artık gözetle! Onlar da gözetleyenlerdir. • Muhammed 47:4 — Kafirlerle savaşa giriştiğiniz zaman, boyunlarını vurun. Güçlerini yok edince, bağı sıkıca bağlayın. Ondan sonra bir bağışlama olarak veya…