Onlar, bir Mü'min hakkında ne bir antlaşma ne de bir yükümlülük gözetirler. İşte saldırganlar, onlardır.
Tevbe 9:10لَا يَرْقُبُونَ ف۪ي مُؤْمِنٍ اِلاًّ وَلَا ذِمَّةًۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُعْتَدُونَ • La yerkubune fi mu'minin illen ve la zimmeh, ve ulaike humul mu'tedun. • Meal: Onlar, bir Mü'min hakkında ne bir antlaşma ne de bir yükümlülük gözetirler. İşte saldırganlar, onlardır. • Kelime kelime: لَا la · يَرْقُبُونَ yerkubune ne gözetirler · فِى fi karşı · مُؤْمِنٍ mu'minin bir mü'mine · إِلًّۭا illen bir yakınlık · وَلَا ve la ne de · ذِمَّةًۭ ۚ zimmeten bir andlaşma · وَأُو۟لَـٰٓئِكَ ve ulaike ve işte · هُمُ humu onlardır · ٱلْمُعْتَدُونَ l-mua'tedune saldırganlar • رقب (rqb) kökü: Korumak, gözlemlemek, izlemek, saygı duymak, dikkate almak, beklemek, boynundan bağlamak, uyarmak, korkmak, kontrol etmek. Raqib - muhafız, gözlemci, gözcü. Yataraqqab - gözlemleme, bekleme, etrafı kollama, izleme… • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • الل (All) kökü: Sözleşme, ahit; kan bağı, kan yakınlığı; kutsal veya dokunulmaz sayılması gereken bir niteliğe sahip herhangi bir şey; akrabalık, iyi köken, güvenlik veya emniyet sözü veya güvencesi, komşu, bağ açısından yakınlık ile… • ذمم (pmm) kökü: Kınamak/suçlamak/azarlamak/mahkum etmek/sansürlemek/ayıplamak, ayıplanacak, suçlanan, rezil olmuş, istismar edilmiş, kaçınmak/uzak durmak • عدو (Edw) kökü: geçip gitmek, göz ardı etmek, ihlal etmek, yan çizmek • Tevbe suresi 129 ayettir; bu 10. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).